Ufacık Bir Yağmur!
İlkokuldan bu yana bir şeyler yazarken en çok sevdiğim hep kurşunkalem olmuştur…
Bana sorarsanız, hayatta kurşunkalem kadar mütevazı bir şey de yoktur. Çünkü, onun yazmaya devam edebilmesi için sürekli küçülmesi gerekir!..
Hemen peşinden bir başka karşı boyuta da bakalım:
Büyük adam büyük olduğunu; fakat büyüklüğün, küçüklük olduğunu bilir!
Böylece konumuzun büyüklük ve küçüklük üzerinden yol alacağını da anlamış olduk.
Ama dilerseniz, burada bu kez büyüklüğü bir yana bırakıp, küçükten yana ve ağırbaşlı sözlerle bir gezinti yapalım:
Şöyle:
* Küçük bir beden, çoğu kez büyük bir ruha yataklık eder...
* Ufak balıklar daha lezzetli olur…
* Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artar, büyük odunlar alevi söndürür…
* Sağanak dediğimiz, küçük damlalardan ibaret…
* Ufacık bir yağmur, kocaman bir toz bulutunu yok edebilir...
* Muazzam bir aydınlık, küçük bir delikten görünebilir...
* Küçük bir saman çöpü, rüzgarın yönünü gösterebilir…
* Bütün bir hasat, küçük bir kıvılcım yüzünden elden gidebilir...
* Büyük bir geminin batmasına, küçük bir delik yeter…
* Büyük makineleri, küçük çarklar çalıştırır…
* Bazen büyük bir aşkı başlatan, küçük bir gülümseme değil midir?..
* Büyük yazıları yazmak için küçük noktalar, virgüller gerekir...
* Ulu bir ağacın veremediği kokuyu, küçük bir papatya verebilir...
* Büyük paralarla alınan hediyelerin sağlamadığı mutluluğu, küçük bir bakış sağlayabilir…
Yani…
Hayatın içinde küçük dediklerimizin, göz ardı ettiklerimizin, küçük diye pek ciddiye almadığımız şeylerin, aslında ne kadar büyük
olabileceklerini; onların değerini bilmemiz gerektiğini unutmamak gerekiyor.
Tamam!
Büyüklük sizde kalsın ama bu yazı da iyimser bir yaklaşımla ve isterseniz şöyle bitsin:
Bazen küçük şeyler, büyük şeylerdir!..