Mektuptaki Anahtar Ve Umut!
Yaşarken, bazen sorunlar ve insan, birden yan yana gelir ve sıkıntılı bir hava içinde solumak, yorulmak zorunda kalır.
Bu, gerçekten berbat ve kötü bir durumdur.
İnsan birden örselenir ve tutunacak bir dal ve sığınılacak bir liman arar.
Siz hiç, bir kapı önünde çözümsüz ve çaresiz kaldınız mı?
Şimdi önümüzde tam da böyle bir durum vaziyeti var.
Bir kadın, bir sorun ve bir kapı!..
Sonrasına bakalım neler olmuş:
Kadın anahtarını evde unutmuş olduğunu ve sokakta kaldığını, tam o sırada kendisine yaklaşmakta olan semt postacıyla konuşurken hatırladı:
“Üzgün görünüyorsunuz, bir sorun mu var?” dedi postacı.
“Ne yapacağımı bilmiyorum. Kapıda kaldım. Anahtarım evde ve yedeğini bıraktığım komşum da şu anda şehir dışında. Eşim de anahtar var, fakat o da şu anda uzak bir semtte bir seminer için bulunuyor. Ona ulaşabileceğimi sanmıyorum. Kısaca, şimdi ben eve nasıl gireceğimi düşünüyorum!”
Postacı kadını sakinleştirmeye çalıştı ve en iyisi ona bir çilingir çağırmasını önerdi.
“Sanırım yapabileceğim tek şey bu. Fakat doğruyu söylemek gerekirse, çilingirler de dünyanın parasını istiyorlar. Oysa şu anda üzerimde fazlaca bir param da yok!”
Postacı kadınla bir süre daha söyleşti:
“Neyse, sağlık olsun. Benim de gitmem gerekiyor!” dedi ve kadına gelmiş olan mektubu, “Umarım iyi haberler vardır!” diye vererek uzaklaştı.
Kadın uzaklaşmakta olan postacının arkasından, elindeki zarfa baktı. Bir taşra kentindeki kardeşinden geliyordu mektup. Geçen hafta onları ziyaret etmiş ve birkaç gün onlarda kalmıştı.
“Neden bu kadar çabuk mektup yazdı ki acaba?” diye düşündü kadın.
Zarfı açtığında ise avucuna bir anahtar düştüğünü gördü!..
Mektupta şu satırlar vardı:
“Sevgili kardeşim, geçen hafta sizde kalırken, siz çarşıya çıktığınızda bir ara dışarı çıktım ve kazayla kapıda kalıverdim! Sözünü ettiğinizi de hatırlayarak, yan komşunuzdan yedeğini alarak eve girdim. Ama daha sonra anahtarı geri vermeyi unuttum! Bu mektup ile onu da sana gönderiyorum. Kusura bakma!”
Vay canına!
Hayatta neler oluyor!
Ve tabii hayatı sürdürürken, çaresiz ve ümitsiz kaldığınız, kapalı bir kapıyla yüz yüze gelmiş durumdayken dahi; bilin ki aslında tüm kapılar zamanı gelince, içeri girmeniz için bir şekilde ve mutlaka ardına kadar açılacaktır!
Yapmanız gereken tek şey, bütün karmaşık ve çapraz durumlarda dahi, umut denen bir şeyin hep olduğu ve hep olacağıdır.
Bugün size neden bir zarf ya da bir e-mail eşliğinde güzel haberler, ferahlatıcı ve aydınlık sözlerle bezenmiş iletiler gelmesin ki!..
Öyle umun ki; öyle olsun!
Ve inanıyorum ki, hayatı sizinle paylaşacak dostlarınız, arkadaşlarınız, ve hala aşina bir postacınız da mutlaka vardır!..