Zorlu Zamanlar ve Sabır
Kimi zaman hayatın üstüne bindirdiği yükler, sorumluluklar ve zorunluluklar, insanın pusulasını test eden birer halter ağırlığı gibidir.
Altından nasıl kalkılacağı düşünülen ağır yükler, zaman zaman insanın istemese de yüz yüze geldiği gerilimli ve zorlu anları da ifade eder. Çözüm bulan, bulabilen omzundaki yükü atar; bulamayan da isterse çözüm bulmaya devam eder. Ki, insanın beşeri yapısalı da buna eğilimlidir ve mücadele etmek, işte bu anlarda ortaya çıkar.
Sonrasında da çözüm, bir sabır sınanması ardından pat diye ve hiç beklenmedik bir anda geliverir!
Yüklerin boşlandığı o an, ne kadar harikadır!
Şimdi, böyle anlardan birine tanık olabiliriz:
Genç
bir sporcu; çok korkuyor olmasına karşın, yamaç tırmanışı
için bir takım eşliğindeki etkinliğe katıldı. Tırmanacakları
yere vardıklarında, adeta kalın bir duvar gibi dik, büyük ve
kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Genç sporcu korkusunu
yenmeye çalışıyor ve “başarmalısın!” diyerek kendi kendini
motive ediyordu! Sonra emniyet kemerini taktı, yukardan sarkan ipi
yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre
tırmandıktan sonra, soluk alıp dinleneceği küçük bir oyuk
buldu. Orada asılı durup dinlenirken, gruptan yukarıda ipi tutan
arkadaşı dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi!
Aniden
boşalan ip, hızla genç sporcunun gözüne çarparak lensinin
düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması o
şartlarda tabii ki imkansızdı. Lens, yamacın ortasında bir
yerlerde kalmıştı ve genç sporcu
artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde lensini bulması
için Allah’a dua edebilirdi yalnızca. Ve bütün içtenliği ile
dua etmeye başladı:
“Allahım! Sen bu anda buradaki tüm
dağları görürsün! Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve
yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu
bulmama yardım et!”Daha sonra grup olarak güç bela
patikalardan yürüyerek aşağı indiler.
Aşağı
indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup
gördüler. İçlerinden biri “Aranızda lens kaybeden var mı?..”
diye bağırdı!Genç sporcunun sonradan öğrendiğine göre,
lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe, yavaşça
kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens, yeni tırmanış
grubunun dikkatini çekmişti.Eve döndüklerinde genç sporcu
lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü
olan babası da, ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek,
karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazacaktı:“Allahım!
Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum! Bunu yiyemem ve
neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece
bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım!..”Hayatımızda
kimi zaman öyle anlar ve sırtımızda öyle yükler vardır ki,
canınıza tak eder. Ama bu hikaye çok kısa olarak ve hayatın
aynasına bakarak şunu söylüyor:
“Ben
bu yükü niye taşıyorum!” demeyin.Gördünüz!Vardır
bir hikmeti!..