Yeni Yıla Bir Hikaye!
Hayatta kimi zaman çoğu şey istenildiği, düşünüldüğü gibi gitmez. Duvara toslanılan toz duman ve beklenmedik bozgunların acımtırak tatlarını yudumlamak zamanları da vardır. Verilen çabaların ve çalışmaların karşılığının hayal kırıklığı olarak çıkıp geldiği zamanlar da hep ola gelmiştir. Bunlar hayatın omurgasını elbette olumsuz etkiler, insanı bir süre kapanda tutar, karmaşık duygularla donatır, açmazlar içinde bırakabilir.
Aslında hayatın sarkacında sorunların biri gider, biri gelir. Birinin üstesinden gelirsiniz, derken arkasından biri daha beklenmedik bir refleksle pat diye çıka gelir. O yüzden acı çeker, üzülürsünüz. Bütün bunlar zaman zaman hayata olan bakış açınızı, hayatın alıştığınız renklerini, düzenli mozaiklerini çizer, kristal aynaları kırar ve sonra içinizden bir tel kopar.
Ve tabii unutmamak gerek; bütün bunlar, bu olasılıklar insanlar içindir!
İnsan için çok bıktırıcı ve bezdirici olsa bile hayatı acıları, mutlulukları, getiri ve kayıpları ile dengelemek; ona sonuna kadar tutunabilmek; sanırım asıl maharet, esas yiğitlik, hüner olsa gerek...
Tabii bu arada mevcut koşullar ne olursa olsun umudu ıska geçmemek, hayatı kullanma kodunun ve şifresinin tamamen kişiye özel olduğunu da akıldan çıkarmamak gerek.
Çünkü biliyoruz ki sağlam bir defans, güçlü bir yürek, her zaman acıların, kırılganlıkların ve defoların tozunu atmıştır!..
Burada yeri gelmişken yıllar önce “acı, hayat, umut ve sevgi” sarmalındaki bir yazımı, bu vesile ile 2014 yılının eşiğinde sizlerle de paylaşmak istedim:
Şöyle:
“Satılık köpek yavruları var” yazan panonun hemen yanı başında küçük bir çocuk gözüktü ve çocuk, dükkan sahibine sordu:
“Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?”
Dükkan sahibi:
“30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları” dedi.
“Benim 2 dolar 35 centim var” dedi çocuk. Ve devam etti: “Yavrulara bir bakabilir miyim acaba?..”
Dükkan sahibi gülümsedikten sonra keskin bir ıslık çaldı ve ıslık sonrası kulübelerin birinden beş tane sevimli köpek ortaya çıktı.
Ancak yavrulardan biri arkalardan geliyordu. Çocuk, yürümekte güçlük çeken ve sakat olduğunu anladığı yavruyu işaret edip sordu:
“Bunun nesi var?”
Dükkan sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve hep sakat kalacağını açıkladı. Küçük çocuk birden heyecanlandı:
“Ben işte bu yavruyu satın almak istiyorum” dedi.
Dükkan sahibi:
“Hayır; senin o yavruyu satın alman gerekmiyor. Eğer gerçekten onu çok istiyorsan sana ücretsiz verebilirim.”
Küçük çocuk birden sinirlendi!
Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak konuştu:
“Onu bana bedava vermenizi istemiyorum. O da diğer yavrular kadar değerli ve ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim!.. Aslında şimdi size 2 dolar 35 cent vereceğim ve geri kalanını taksitle ve ayda 50 cent olarak tamamlayacağım!”
Dükkan sahibi bu ilginç çocuğu ikna etmeye çalıştı:
“Bu köpeği gerçekten satın almayı istediğini sanmıyorum. Çünkü bu yavru diğer yavrular gibi hiçbir zaman koşup zıplamayacak ve seninle oynayamayacak!..”
Bunun üzerine küçük çocuk eğildi, pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal parçasıyla desteklediği sakat bacağını dükkan sahibine gösterip, tatlı bir sesle konuştu:
“Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir arkadaşa gereksinimi var!..”
Hayatın içinde olanca masumiyeti ile yer alıp ona direnen, kendini olduğu gibi kabul eden bu küçük öykü kahramanının mesajı ne kadar açık:
Ne olursa olsun, hayat bütün sıkıntılarına, zorluklarına rağmen yaşamaya değer ve insan onun içinde yer almaktan mutlu olmalıdır…
Ayaklarınız sağlamsa ve koşabiliyorsanız eğer, dünyanın tüm sorunlarının, acılarının size vız geldiğini sanırım şimdi biraz daha fark etmiş olmalısınız.
Koşun; yeni yılda acıların tozunu atın!..