Perdenin Arkasındaki Tarih
Vee
perdeee!..
Bu
sözcük geleneksel olarak tiyatronun, tiyatro sahnesinin başlama
vuruşudur.
Çoğunlukla
kırmızı kadifeden ağır perdeler yavaş yavaş açılır ve oyun
başlar.
"Romeo
ile Jüliet", "Salıncakta İki Kişi", "Duvarların
Ötesi" ya da “Kibarlık Budalası” olabilir oyunlar. Perde
açılır.
Oyuncular
sahnede rolleri ve yetenekleriyle, sanatın kendilerine sunduğu
karakterleri oynarlar.
Dram,
trajedi, belki de komedidir oyun.
Başlar
ve sürer…
Sonra
yine kadifeden perde ağır ağır kapanır. Oyun alkışlarla
biter.
Tiyatro
işte böyle bir etkinlik alanıdır ama hayat gerçektir.
Hayat
hep sürer, kendi rollerimizle yetinir ve onu “İşte Hayatımız”
adı ile bir noktaya kadar oynarız.
Hayatın
perdelerini ise yaşadıkça ve her gün biz, kendimiz açarız.
Evlerimizi,
işyerlerimizi ve yaşanılası her mekanı onlarla donatırız.
O
perdeleri biz keşfeder, üretir, dokur, süsler, diker, biçer,
asarız.
Sabahları
hayata, perdelere yumuşak bir dokunuşla "Merhaba!" deriz.Perdenin arkasında güneş vardır, rüzgar vardır, bulut
vardır, sis vardır, karanlık, aydınlık vardır.
Ama
mutlaka hayat vardır!
O; hemen perdenin arkasında; dışarıdadır.Hayata dokunduğumuz ilk eşikte, ilk aydınlıkta hep perdeler vardır. O nedenle bütün hayatlarda perdeler özel, gizemli, koruyucu ve çok büyük ihtimalle mutlaka güzeldirler. Pencere ve perde iki ayrılmaz bütün, vazgeçilmez iki partnerdir. İkisi de birbirini tamamlar ve ikisi de bir biçimde hayatımızı bütünler, etkiler. Onlar bizi gizler, biz onları seçeriz ve onlarla birlikte yaşarız.Kimi zaman da, onları türkülerimiz içinde ve aşktan yana el ele görürüz:Pencerede tül perdePerdenin ucu yerde.Yürek oynar can titrerSeni gördüğüm yerde.Türkçe’deki “tül” sözcüğü Fransız kenti “Tulle”den kaynaklanıyor. İnsan-mekan ilişkisinde kullanılan tül ve benzeri kumaşlar ilk kez Fransa’da dokunduğu için, genel bir adlandırma olarak diğer dillere de pek bozulmadan geçmiştir. Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Bu tanım da perdenin kısadan ve kitabi olan özeti. Ama temelde perde; insan hayatındaki başta ev olmak üzere farklı mekan ve yerleşimlerde göze çarpan en önemli ve dikkat çeken görsel bir obje. Gelişen teknoloji, üretim, moda ve ticaretiyle artık evlerin ve mekanların çağdaş süsleri olan perdeler, çeşitlilik ve trendleriyle her geçen gün daha da özel bir ürün kimliğine bürünüyor, ustalarının elinden çıkan seçkin modelleriyle de evler ve mekanlar adına dikkat çekmeyi sürdürüyorlar.
Modern Kumaş ve Tül Perde, Stor Perde, Zebra Stor Perde, Karartama Perde, Dikey Perde, Japon Perde, İp Perde, PVC Dikey Perde, Jaluzi Perde, Ahşap Perde, Ahşap Jaluzi, Ahşap Stor, Sun Screen Perde, Katlamalı Perde, Klasik ve diğerleri de, perdenin uygulanabilir çeşitleri.
Bunların
tümü, geçmişten günümüze perde konusunda alınan yolun,
verilen emeklerin, tecrübenin ve yatırımların sonundaki vizyonal
üretimin ve akılcı çalışmaların da birer simgesi aynı
zamanda.
Perde;
yaşadığımız çağda kendi işkolundaki sanayici ve
girişimcileri, tasarımcıları, çalışanları, pazarlamacıları
ve sanatsal işlevinin eşliğinde; hayata
renk katmanın, onu tatlandırmanın da kısa bir tanımı, özellikle
evlerde keyfin panoraması, görsel şenliği demek.
Perdenin
kadim tarihini aralayıp, geçmişe ve geçmişteki perde kültürünün
ayak izlerine doğru, birlikte bir yolculuk yapmaya da
başlayabiliriz:
Perdenin
hikayesi bir anlamda insanlığın ilk var oluş dönemlerinde ve
tabii ki mağaralarda yaşayanlarca; mağara kapılarını ya da
benzer kovukları örtmekte kullandıkları değişik türdeki hayvan
postlarından başlar. Kabul etmek gerekir ki o süreçte pencere,
işlev ve görsel olarak henüz insanoğlu tarafından söz konusu
edilemezdi.Temel hayat biçimi avlanmak, doymak, korunmak ve
ısınmaktı.
Kapı; bu açıdan mağara ve benzeri alanlarda yaşam ve korunmanın en güvenli tek giriş noktasıydı. Ancak bunun yarı sıra, doğal olarak zaman içinde yerleşik toplumlarda ve yaşanılır mekanlarda yaygı olarak hasır, kilim, halı kullanıldı. Daha sonrasında da keten ve türevlerinden yapılan bezlerle değişik kumaşların dokunmaya başlandığı bir süreç gelişti. Bu süreç, aslında perde başta olmak üzere, dokumanın çeşitli kullanım türleri ve üretim alanlarının da oluşmasına yol açmış oldu. Ama dediğimiz gibi önceleri pencere yok, kapı vardı ve perdeler önce kapılara asıldı!Olynthos, Pompei ve Hercumaneum gibi tarihi yerlerde yapılan kazılardan da, antik çağdaki yapılarda kapı kanadı yerine perde kullanıldığı anlaşılmıştır. Hristiyanlığın başlarında 2- 6 yy.’dan kalmış kimi mozaiklerde de, kemerler arasına yerleştirilmiş çubuklara asılı perdeler dikkat çeker.Pencereler ile birlikte perdeler de gelişen insanlığın bilgisi, keşfi, teknolojisi, yaşam ve beğeni kültürleri ile oluştu ve gelişti. Ancak, sayısız dokuma ürününün ayrıntılı olarak uzun geçmişteki detay ipuçlarına kayıtlarda pek kolay rastlayamıyoruz. Bununla birlikte pencerelerle birlikte görsel olarak daha çok öne çıkan perdeler hakkında kimi ipuçları da verebiliriz.
Perdelerin özellikle eski Mısır’da kullanımının yaygın olduğu yönünde bilgiler var. Yine antik Yunan ve Roma dönemlerinde, üzeri baskı resimli keten kumaşlardan, tapınak ve iç mekanların dekorasyonlarında yararlanılmış.
Günümüzde ve perdecilikte adı sıkça geçen “vual” (İnce numara, gaze edilmiş, yüksek bükümlü penye iplikten seyrek olarak dokunmuş bir pamuklu kumaş) sözcüğü, döneminde büyük tören alanlarında gösteri izlemeye gelen Romalıların güneşten korunmak için kullandıkları “velum” adlı perde sisteminden geliyor. 6. yüzyıldan itibaren Bizans ve ona bağlı eyaletlerde ipek üretimi oldukça büyük boyutlara varmışken, bu sürecin perde anlayışında bugün de kullanılan stor perdenin temelleri atılmış. Tarihsel kaynaklara göre pencere perdesi ilk kez, Latinler tarafından kullanılmış.
Ancak Ortaçağ’da dahil olmak üzere tüm bu süreçte pencereler, çok küçük boyutlarda tasarlanmış ve genellikle tahta kepenklerle kapatılmıştı.
Öte yandan geçmiş dönemlerde perdeler temelde sadece dekoratif amaçla değil; aynı zamanda bulunulan mekanların ısınma düzenini sağlamak için kullanılıyordu.
Ortaçağ’ın karmaşık ve güvencesiz ortamında, pencereler çeşitli tahta kepenkler, yağlı ve mumlu kağıtlarla kapatılıyordu. Böylece bir anlamda güvenli bir ortam oluşturulmaya çalışılıyordu. Bu dönemlerde sadece soyluların evlerinde, yünlü dokumadan yapılmış perdelerin kullanılmış olduğu biliniyor.
Perdenin, tarihteki geçmişinde ve yaşanılır mekansal alanlardaki gelişimini dönemsel resim sanatı ile de yakından ilişkilendirebiliyoruz.Ortaçağ resimlerinde kapılara asılmış perdeler olduğu göze çarpar. Bu dönemin sonuna kadar pencereler, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi ya ahşap kanatlarla ya da kalın kumaşlarla örtülüyordu. Yatakların yanlarının da yine perdeler ile örtüldüğü oluyordu.17 yüzyıl Felemenk ressamlarının tablolarında da görüleceği üzere, orta halli evlerde bile yarım ya da tam boy perdeler vardı. Yatakları da yine kumaş perdelerin örtmekte olduğu dikkat çekicidir. Burada dokuma eşliğinde yatak ve perdenin yan yana gelmesi, ev içi bir görsel modanın da uzantısı olarak düşünülebilir. Bu dokumların evlerde yapıldığı anlaşılmaktadır. O süreçte İtalya da ise yatakların önüne kadife ya da Şam işi perdeler asılıyordu.Döneminde Fransa’da ve 14. Louis sarayındaki görkemli törenlerin büyük bir bölümü kralın yatak odasında geçer, burada her yanda kat kat perdeler bulunurdu. 15. Louis döneminde egemen olan rokoko üslubunda pencere perdeleriyle yatak perdelerinin birbiriyle uyumlu olmasına özen gösterilirdi. Kat kat düzenlenen bu gösterişli perdeleri kordonlar, kurdeleler, boncuklar, püsküller ve fiyonklar süslerdi. Günümüzde bu objelerin hemen hemen aynı aksesuarlar olarak perdecilikte kullanılır olması da yine dikkat çekicidir.
19.yy.’ın başında Fransa ve İngiltere’de geçerli olan dekorasyon üsluplarında antik çağdan esinlenilmiş, özellikle de eski Mısır ve Yunan dönemlerindekine benzeyen perdeler kullanılmıştı.
Romantizm dönemi sırasında ise aralarında Hindistan ve Uzakdoğu ülkeleri başta olmak üzere, sanatçıların kreatif görüşleriyle oluşturdukları çok çeşitli esin kaynakları, perde tasarımını büyük ölçüde etkiledi. Bazen pencerelerin üstüne tahtadan oyulmuş kuş, asma yaprağı gibi örgeler getirilerek perdeler bunlara tutturulurdu.
İngiltere’de Kraliçe Victoria döneminde kapı kanatlarına ek olarak, odalardaki mobilyaların döşemelerine ya da yerdeki halılara, duvarlardaki kağıtlara uyacak perdeler kullanıldı. Bu da yine, gelişen ev içi moda tutkusunun ve dekorasyonun önemine verilen bir işaretti. Ülkemizde perdenin gelişim sürecine baktığımızda ise, batılılaşma dönemine kadar perde tasarımlarında daha çok evrensel çizgilerden yararlanıldığını, dönem kültürünün etkilerinin de bu çalışmalarda göze çarptığını görürsünüz.
16. yüzyılda I. Selim döneminde sarayda dekoratif amaçlı pencere perdeleri kullanılmıştı ve bu perdeler iki kanatlı ve zengin drapelere sahipti. Bu dönemde kullanılan perdeler kumaş işleme sanatının da en seçkin örnekleri olarak dikkat çeker.
16. ve 17. yüzyıllarda Bursa’da üretilen ipek kumaşlarda Osmanlı saray kumaş sanatı en parlak dönemlerini yaşadı. 17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kumaşlarda ve perdelerde batı etkilerinin yoğunluk kazandığı da gözlenir. Osmanlı döneminde genellikle ahşap çubuklarla ızgara tarzı, delikli kafes paravanların; tül ve dantelin yaygınlaştığı son dönemlere kadar evlerin pencerelerinde bir nevi ‘tül dantel’ işlevinde kullanıldığını da biliyoruz.O dönemin insanları, uzun süre pencerelere tahta kafesler koyarak hem ışık ayarlamasını, hem evlerin içinin görünmemesini sağladılar. Kafesli pencerelerin içine konulan perdeler sadece süs amaçlı olarak yapılıyor ve bu perdeler el tezgahlarında ince bezden dokunuyordu. Büyük evlerde pencere kenarlarından yere kadar inen ince çatma perdeler geçerliydi. Bu evlerde kadife ipekliler ve ağır yünlü kumaşlardan içi astarlı kalın perdeler kullanılıyordu. 18.yüzyılın sonralarına doğru Türk perdeciliğinde Türk Rokokosu ve Empire üslupları yaygınlaştı.1843 yılında ipekli kumaş üretmek için Hereke’de bir fabrika kuruldu ve saray iç mekanlarındaki dekoratif, kaliteli perdelik kumaşların üretimi buradan yapılmaya başlandı. Bu fabrikada yapılan kumaş örnekleri günümüzde Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan ve Yıldız Sarayları’nda göze çarpar. Bu perdelerdeki desenlerde daha çok batının etkisiyle iri çiçekler, kıvrımlı yapraklar ve stilize formlar olarak dikkat çeker.
Cumhuriyet dönemi ise bir kalkınma ve ekonomik anlamda da gelişme sürecinin de eşiğidir ama 1940 ve 1960 yılları arasında Türk perdeciliğinde hemen hiçbir gelişme ve girişim göze çarpmaz.
Bu süreçte henüz perde konusunda ortada bir sanayi ve yatırımcı da söz konusu olmadığından, evlerin perdeleri çoğunlukla ev kadınlarının geleneksel tığ işi ve benzeri el çalışmaları eşliğinde kotarılıyor, ayrıca Çekoslavakya, Almanya, Avusturya, Yunanistan ve Fransa’dan getirilen ithal brodelerle ev ve mekanların perde kullanımları mümkün oluyordu. Dolayısı ile ülkemizde perde ve perdecilikteki gelişmelerin ancak 1960’lı yılların sonrasına denk geldiğini görüyoruz.
Bu vesileyle de akla ilk olarak o yıllarda İstanbul Sultanhamam Hacapulo Han’da düz tül imalatı yapan Simon Pur geliyor.
1960’ın hemen sonrasında ve perde pazarında üretici tek marka İstanbul’da Sancak Tül olarak görülüyordu. Ancak 1960-1980 yılları arasındaki zaman dilimi içinde, giderek perde alanında yeni girişimciler ve yatırımcılar ortaya çıkmaya başladı. Bunlar girişimleri ile Türk perdeciliğinde yeni ufuklar açtılar ve iller bazında istihdam oluşturarak Bursa, Adana, İstanbul ağırlıklı olmak üzere kimi Anadolu illerinde de, makine parkurları eşliğinde çalışmaya ve işlerini geliştirmeye başladılar.
Bu vesileyle perdenin ve perdeciliğin bu dönemlerinde yer alarak faaliyet göstermiş kimi firma ve markalarını da sizlere kısaca hatırlatmak istiyorum:Adana “Bossa” ilk kez 140 ve130 santim perdelikler yerine, 3 metrelik desenli emprime perdelikleri çıkarmaya başladı. Bunların yanı sıra jakar perdelikleri ve Evoratek markasının eşliğinde, Pariteks adlı güneşlik vual tül ve kadife perdelikleri de imal etmiş oldu. Öte yandan “Güney Sanayi” ise Aşiyan markalı düz perde imalatı ile perde işkoluna girerken, “Pilsa”da banyo perdesi, güneşlik ve tül imalatı ile dikkat çekmiş oldu. Bursa’daki “Reisoğlu Tekstil” düz tül ve 3 metrelik pano perdeler yapımı ile sektöre girerken, “Şen İpek” şantuklu tül; “Jakaron” düz tül ve “Cantekstil” de seten ve krep perdelikler yapmaya başladı.İstanbul’da “Sancak Tül”den sonra, jakar tül yapımı ile “Modern Mensucat”, “Konak Tül” ve brode imalatı ile “Broderi Narin”in perde piyasasına girmiş oldu. Bunların yanı sıra “Zorlu Tekstil” jakar tül, “, Verdi” jakar tül, “Dömeks” ve “Genel Tekstil” jakarlı perde ile “Tekerekoğlu” ve “Nobel”de brode çalışmaları ile öne çıktılar. “Aksu Perde” 150 santimlik jakarlı ve orlon perdeyle ,”Örtel Örme Sanayii” jakar tülle, “Bitaş Brode” brode tül mamuller ile “Nazım Ticaret” brode tülle ve “Şemsir Tülleri” de vual tül ve etamin tül üretimi ile perde pazarına geçen firmalar oldular.İstanbul (Edirne) “Mensucat Santral”, Tapiseri denilen 130 santim genişliğinde 3-4 desenlik bir güneşlik serisinin yanı sıra, Dekora polyester perdesi ile ve yine Devoran adlı 3 metre eninde yakma tülü ve Villa perdesiyle imalata başladı.
Gaziantep Şerbetçi Tekstil’de brode imalatına başladı.İzmir “Şark Sanayi Kumpanyası”da düz güneşlik olarak kullanılan 180 ve 90 santimlik ürünleriyle pazarda yer aldı.
“Kayseri Birlik” ise tırnaklı denilen petekmanı üretti.
Manisa “Kula Mensucat” kadifelik perde üretimiyle ortaya çıktı.70’li yıllarda Bursa’da birçok evin alt katında ve kara tezgahlarda ise perde imalatı yapılmaktaydı. 80’li yılların başına kadar süren ve el emeğine dayanan bu ev içi zahmetli perde üretimi; endüstriyel girişim ve ciddi yatırımlarla öne çıkan “Sönmez ASF”, “Aksoylar- Cavit Çağlar” ve “Süleyman Kurtçu’ya ait Yıldız Tekstil” firmalarının makineleşen perde üretimleri ile sonunda kendiliğinden ortadan kalkmış oldu.
Yine 60-80 yılları arasındaki dönemde, perde pazarında yer almaya başlayan küçük ölçekli birçok firma da “orlon perde” imalatı ile dikkat çektiler.Kısaca, yukarıda bazılarını isimlendirdiğimiz ve günümüzde faaliyetlerini hala sürdüren ya da faaliyetleri gözükmeyen bütün bu kurum ve markalar, 60’lı yılların sonrasındaki zaman içinde, bir anlamda günümüzdeki modern Türk perdeciliğinin ilk girişimcileri, öncüleri ve yatırımcıları oldular.
Günümüzde birçok farklı perde firma ve markası da, gerek yurtiçinde ve gerekse yurtdışında Türk perde sanayiine hizmet vermeye devam etmektedir.Sonuç olarak, artık perdeler teknolojinin gelişmesiyle ve perdeciliğin de teknolojik gelişmelere ayak uydurmasıyla birlikte; yaşanılır her ortama renk katan, her zevke hitap edebilen, dekorasyon kültürü içindeki modası ile hayata keyif katan değerli bir ürün ve mekanların vazgeçilmez bir objesi olarak hep göz önündedir.
Perdede ürün çeşitliliği, desen zenginliği, tasarım profesyonelliği ve global pazardaki tercih edilen mükemmel vizyonu ile Türkiye; artık bu konuda hak ettiği yere ulaşan bir dünya starıdır ve çok daha iyi yerlere de gelecektir...