Farklı Olmak Sanatı
Önce,
çağdaş bir masal ile selamlaşalım:
Bir
zamanlar yazılarını yazmak için okyanus sahiline giden bir adam
vardı. Günlük çalışması öncesi hemen her gün, sahilde kısa
bir tur atar ve kendini güne hazırlardı.
Bir
gün yine sahilde dolaşırken, uzakta birisinin dans eder gibi
eğilip kalktığını ve bunu değişik hareketlerle sürdürdüğünü
gördü. İçinden de,“Muhtemelen güne dans ederek başlayan
çılgın biri olmalı!” diye düşündü.
Bununla
birlikte merakı uyandı ve uzaktaki silüetin yanına doğru gitmek
için adımlarını sıklaştırdı. Yaklaştıkça bunun genç bir
adam olduğunu ve aslında dans etmediğini gördü.
Genç
adam birkaç adım atıyor, koşuyor, sahilde yerden bir şey alıyor
ve yumuşak bir hareketle aldığını okyanusa doğru fırlatıyordu!
Yazar,
genç adamın yanına biraz daha yaklaşınca sordu:
“Günaydın!
Ne yapıyorsunuz böyle?”
Genç
adam durdu ve yerden başını kaldırarak yazara cevap verdi:
“Okyanusa
denizyıldızı atıyorum!”
“Sanırım,
şöyle sormalıydım”, diye sürdürdü konuşmasını yazar:
“Neden
okyanusa deniz yıldızı atıp duruyorsun ki?”
Genç
adam alnındaki terleri silerek yanıt verdi:
“Güneş
çoktan yükseldi. Sular çekiliyor! Eğer onları suya atmazsam
ölecekler!”
“Ama
delikanlı; görmüyor musun ki, kilometrelerce sahil var ve baştan
aşağı her yer denizyıldızı ile dolu! Ne fark eder ki?”
Genç
adam yazarın sözlerini kibarca dinledi ve sonra eğilerek yerden
bir denizyıldızı daha alarak denize doğru fırlattı:
“Bak!
Onun için çok şey fark etti!”
Bu
anlatımızı, şimdi hayata dair bir açıdan gözlemleyerek biraz
açabiliriz:
Bireysel
ve toplumsal bağlamda; davranışı, düşüncesi ve tavrı ile
hayatın içinde fark atanlar, farkı yaşayanlar ve yaşatanlar;
kesinlikle hayatın kısacık öyküsüne karşın aslında büyük,
dev romanları yazanlardır!
Ve
o yüzden, onlar için hayatın genel anlamda bir sorumluluğu da
vardır:
“Bütün
canlıları, doğayı korumalıyız”,
“Kendimizle
ve çevremizle barışık olmalıyız”,
“Eğitime
önem vermeliyiz”,
“Daha
çok kitap okumalıyız”,
”Daha
çok çalışmalıyız”,
”Sorun
üreten değil, sorun çözen olmalıyız”,
“Yurdumuzu,
ailemizi, işimizi, işyerimizi, birbirimizi sevmeliyiz”,
“Başarılarımızı ve acılarımızı birlikte paylaşmalıyız!”
“Daima
dürüst ve doğru olmalıyız” gibi; farklı boyutlardan kültürel,
coşkulu, dinamik, onurlu ve saygın mesajlar iletirler.
Fark
yaratanlar, işte bu nedenlerle hayata daima pozitif pencereden
bakarlar. Pozitif enerji ve heyecan yayarak, hayatı daima gülerek
ve coşkuyla kucaklarlar.
Herkes,
hepimiz; dilersek olumlu davranışlarımızla yaşadığımız
toplumda fark yaratabiliriz.
Sıradanlık,
adı üstünde, sıradan olanı ifade ediyor.
Sıradanlığı
boşlayın gitsin. Onunla yan yana gelmemeye çalışın!
Seçkiniz,
tercihiniz daima farklı olmaktan, fark yaratmaktan geçmeli.
O
yüzden yaşadıkları toplumlarda fark yaratanlar dikkat çekiyor,
lider oluyor, seçkin oluyor, öncü oluyor, marka oluyor ve saygı
görüyor.
Aileniz,
çevreniz, işyeriniz, kısaca yaşadığınız ve bulunduğunuz her
yerde, bu bağlamda düşünür, davranır, tavır alır, etkinlik
gösterirseniz; siz de fark yaratanlardan biri olursunuz.
Farklı
olmak, özeldir!