Dijital Dünya, Uzak Sevgiler!
Dünya dijital evrim ve teknolojik türbulans eşliğinde geleceğe doğru erişilmez bir roket gibi yol alıyor. Ayrıca hayatımız bu hızlı ve kaçınılmaz teknolojik periyodun yanı sıra facebook ve twitter eşliğinde; “Megabayt”, “msn”, “Flashdisc”, “SL”, “Jackpot” “İpad”,“Bluetooth”, “Java Script”, “Command Promt” ve bunun gibi sayısız bir yabanıl sözcükler dizini ile de kuşatılmış, sıkıştırılmış, dayatılmış durumda.Güncel kullanımdaki aygıtlar mikroçiplerle donanmış, bilgisayarlar neredeyse diz üstünden avuç içine geçmek üzere. Kol saatlerinde televizyon izlemeye sadece çeyrek var ve yüzlerce türü içeren cep telefonlarında her gün, şaşılası bir bilişim kokteyli tüketilirken; “Ipod”lara sıkıştırılmış müzik cangılları sürekli kontrataklar eşliğinde almış başını gidiyor.Çevrenize baktığınızda, insanların kulaklarındaki minik aygıtlarla yollarda, taşıtlarda, restoranlarda, alışveriş merkezlerinde; hayatın içinde yer alan ve aklınıza gelebilecek hemen her yerde, adeta yürüyen birer mobil ofis robotlar haline geldiğini görüyorsunuz.Özetle, günümüzde hızla tırmanan dijital teknoloji bir yandan çılgınca gelişimini sürdürürken; bir yandan da güzelim dilimizi törpülüyor, insan ilişkilerini çiziyor ve mevcut irtibatları da yavaş yavaş ve teknoloji adına tuş ediyor.İnsanlar artık pek buluşmuyorlar, konuşmuyorlar; mesajlaşıyorlar ve giderek Albert Camus’un “Yabancı”sına dönüşüyorlar.Kuşakların geleceği açısından tüm bu teknolojik değişimlerin kaçınılmaz bir gerçeği de var ve değişime de bir şekilde ayak uydurmak zorundasınız.Ne var ki insan; arada bu çipaygıtlar, karmaşık enstrümanlar kompleksinde giderek çokken azınlığa, ya da yalnızlığa düşer oldu. Mekanikleşen toplumlar diğer yandan sevgi, dayanışma, paylaşma, buluşma, görüşme ve empati kültürlerini giderek yitiriyorlar. Dost ve gönül adaları ya da soluklanacak ormanlar, subaşları ve aşklar da giderek erozyona uğruyor.Bir doğa araştırmacısı, dünyayı gezerken Atlas Okyanusu'nun ıssız bir noktasında binlerce kuşun havada çığlıklarla ve keskin daireler çizerek uçtuğuna ve arkasından da trajik bir olaya tanık olur. Kulakları sağır edecek kadar yüksek sesle çığlıklar atan kuşlardan yorulanlar, okyanusun dev dalgaları arasındaki belirli bir noktaya kendilerini atarak intihar etmektedirler! Üstelik bu olayı yıllar boyunca birçok balıkçı da görmüş ve yine birçok bilim adamı da olayı araştırmış. Dünyanın en önemli kuş bilimcileri yaptıklarıincelemelerde, bu göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfettiler; ancak intihar etmelerinin gizemini bir türlü çözemediler. Ama sonunda, trajediye giden bu şaşırtıcı serüvenin eşik noktasına ulaşmayı da başardılar. Kuş bilimciler, aslında burada bir ada olduğunu ve kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu adanın bir deprem sonucunda okyanusa gömüldüğünü anladılar.İnsanların yokluğunu bile fark etmedikleri bu ada aslında kuşlar ailesi için göç yollarının vazgeçilmez bir durağıydı. Kuşlar, binlerce yıllık alışkanlıkla ve güdüleriyle adanın yerini biliyorlardı ve uzun ve yıpratıcı bir yolculuktan sonra aradıkları, konakladıkları adayı bulamayınca da, yorgunluktan ve şaşkınlıktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığa ve tam o noktada, okyanusun sularına işte bu nedenle gömüyorlardı.Hayatın bizi zorlayan, öteleyen zamanlarında; iş ve sosyal ortamın yıpratıcı ve ruhumuzu hırpalayan kimi anlarında, aslında herkesin işte böyle benzer adalara ihtiyacı var. Başın sevgiyle dayanacağı güvenli bir omuz, soluğun kesilir gibi olduğu anlarda sevgi sözcükleriyle size kucak açacak bir dost; ya da dar alanınızda sorunlarınızı bölüşecek gönüldaşlar olmazsa eğer; işte bu çok fena!Hayatın bazen zorlu ve dipsiz bir kuyu gibi uzayıp giden göç ve güç yollarında, size daraldığınızda bir yudum taze soluk sunacak, yolunuza sağlıklı, huzur içinde ve sevgiyle bezenerek devam etmenizi sağlayacak bir gönül adanız; adaşınız, dostunuz, arkadaşınız yoksa; aman Tanrım!Bir gün yerinde bulamazsanız, ille de ulaşmak ve sığınmak için başınızın döndüğü, dengenizi yitirinceye kadar çırpınıp kanat çırptığınız bir ada keşfetme sanatı, hayatın içinde işte bu nedenlerle çok önemli. Sınırsızca her şeyi paylaşabileceğiniz can dostlar, hayatın serüvenlerini birlikte yaşayacak kadar güven duyduğunuz arkadaşlar, size daima erinç ve saadetler verecek bir eş ya da sevgiliniz varsa eğer; o zaman mikroçiplerle de, bilişim çılgınlığı ile de, dominant ve teknolojik patlamalarla da, muhtemelen hayat; işte o zaman daha güzel ve güvenli olabilir…