Hayatın Sosu Adına!
Hayatta herkesin kendine göre bir takım
sorunları vardır. Ne var ki, bu kimin de gramladır, kimin de kiloyladır.
Aslında sorunlar elbette seçim tanımaz
ve sizden asla izin almazlar.
Esasen onlarla buluşmanız da, yine
kendi özelinizdeki açmazların toplamıdır.
Ama sorunların özelinde, kişinin ona
yaklaşımı ve soruna bakış açısı da çözümü kolaylaştırır.
Burada yeri gelmişken, size Amerikalı
yazar, konuşmacı, danışman
Ken Blanchard’ın bir hikayesini anlatmak
isterim:
“Bir gün sokakta yürürken, arkadaşım
George’un karşıdan geldiğini gördüm. Üzgün bakışlarından
ruh halini anlamamak olanaksızdı. George kendisini çok kötü hissediyordu.
Doğal olarak, “George, nasılsın?” dedim.
Çok sıradan bir soru sormuştum. Ama
George bunu çok ciddiye aldı ve tam 15 dakika bana kendisini ne kadar
kötü hissettiğini anlattı. O konuştukça, ben de kendimi kötü
hissetmeye başladım.
Sonunda ona, “George, seni bu kadar sıkıntılı gördüğüme gerçekten
çok üzüldüm. Peki bu halinin nedeni nedir?”
Bu soru içini dökmesine yetti:
“Sorunlarım!” dedi. “Sadece sorumlarım! Sorunlardan bıktım
artık! Beni sorunlarımdan kurtar,senin en çok yardım etmek istediğin
derneğe 5000 dolar bağışlayayım!”
Eee, ben böyle bir öneriyi reddeder miyim?
Öneri üzerinde uzun uzun düşündüm,
taşındım ve sonunda çok iyi olduğuna inandığım bir yanıt buldum.
Ona, “Dün, binlerce insanın yaşadığı bir yere gittim. Bence,
hiç birinin tek bir sorunu bile yoktu. Sen de oraya gitmek ister misin?”
dedim.
“Aman Tanrım! Ne zaman gidiyoruz?
Tam bana göre bir yer olmalı!” dedi.
“Öyleyse George” dedim, “seninle yarın Woodland mezarlığına
gidebiliriz. Çünkü hiç sorunu olmayan insanlar sadece ölülerdir!”
Bu öykü çok hoşuma gider. Gerçekten
de hayata farklı bir açıdan bakmanızı söyler size.
Değerli bir yazar dostum, Norman’ın
şu sözlerini kendi ağzından işitmişimdir:
“Eğer hiçbir sorununuz yoksa sizi
uyarıyorum! Eğer herhangi bir sorununuz olmadığına inanıyorsanız,
hemen oturduğunuz yerden kalkın. Arabanıza atlayın. Güvenli ama
çok hızlı bir biçimde evinize gidin. Hemen yatak odanıza girin
ve kapıyı kapatın.
Sonra da dizlerinizin üzerine çökün
ve Tanrı’ya dua edin:
“Tanrım, ne oluyor? Bana güvenmiyor
musun artık? Bana biraz sorun ver!..
Sorunlar; belki hayatımızın en güç
ve en çetrefilli zaman dilimlerini oluşturup, rahatsızlık verirler.
Ama bu arada kişisel özgüvenimizle onlarla baş etme, hayata asılma
ve mücadele tekniğimizi de tetiklerler.
Kısaca; hayatın içinde küçük sorunlar
iyi yönetilirse, zamanında ensesinden yakalanırsa; çok büyük sorunların
olması da kendiliğinden ortadan kalkar.
Ama yine de biraz sorun, biraz sorun
olmalı!
Hayatın sosu adına yani!..