İstanbul’un başkenti: Eminönü
Yenicami ve güvecinler...
Bu birliktelik, Eminönü’nün noter onaylı kısa tarifi ve yine en kısa yoldan ve kestirmeden önünüze çıkan en güzel, en renkli, en şahane İstanbul fotoğraflarından biridir.
Meydanı ve silüetindeki muazzam tarihi dekoru içindeki Eminönü, adeta hiç bitmeyen bir masal, hiç bitmeyen egzotik bir dünya ve romantik bir aşk şarkısı gibidir.
İnsanlar gün boyu işte bu tarihi mozaik içinde günlük işlevlerini sürdürür ve oradan oraya koşturarak hayatı paylaşır, hayatı paslaşır, Eminönü’yü yaşarlar.
Özellikle turistler öncelikle Yeni Cami ve çevresinde kümelenerek, söyleşerek, resimleşerek, gülüşerek bu tarihi atmosferin iç dünyasında mistik bir gezinin odak noktasını oluştururlar.
Deniz, kayıklar, gemiler, mavnalar, martılar, balıklar, balıkçılar Haliç ve
Galata Köprüsü de; Eminönü’nün fotoğrafa duran diğer vazgeçilmez aksesuarları olarak bu mekanı bütünler, tamamlar ve öne çekerler. Özetle İstanbullu Eminönü, çok eski zamanlardan, geleneklerden, tarihten çıkagelen özel bir yer olmanın ayrıcalık madalyasını göğsünde işte böyle gururla taşır durur. Eminönü, İstanbul'un "tarihi yarımada" denilen bölümü olan sur içindeki iki ilçesinden biri.
Esasen, Cumhuriyet dönemine kadar idari bölünmede "İstanbul" veya "Dersaadet" olarak adlandırılan yer de, sur içindeki Fatih ile Eminönü'dür. 1928'de İstanbul Merkez ilçesinin ikiye ayrılmasıyla ilçe yapılmıştır.
Eminönü tümüyle İstanbul‘un tarihi çekirdeği olan sur içinde yer alıyor ve İstanbul’un en canlı, dinamik ve hareketli bölgelerinden birini oluşturuyor ki, o nedenle baştanbaşa tarih kokuyor, tarih yaşıyor.
Adını İstanbul limanının bir bölümünü teşkil eden ve Osmanlı döneminde bu mevkide bulunan Gümrük Emirliği'nden alan Eminönü, kayıtlarda İstanbul'un ilk kurulduğu yer olarak da dikkat çekiyor. İstanbul'da tarihi ve turistik özelliğinin yanı sıra, özellikle başta dokuma olmak üzere, ticaret hayatının da en yoğun bölgelerinden biri olan Eminönü, gündüzleri 1 milyonu aşan bir nüfusu üzerinde barındırıyor. Sirkeci, Bahçekapı, Cağaloğlu, Sultanahmet, Süleymaniye, Çemberlitaş, Çarşıkapı, Beyazıt, Laleli, Kadırga, Gedikpaşa, Kumkapı, Çatladıkapı ve Mahmutpaşa, yörenin en önemli merkezi alanları olarak göze çarpıyor. Alemdar, Balabanağa, Binbirdirek, Bayazıt, Cankurtaran, Demirtaş, Emin Sinan, Hacı Kadın, Hobyar, Hoca Gıyasettin, Hoca Paşa, Kalenderhane, Katip Kasım, Kemal Paşa, Küçük Ayasofya, M. Hayrettin, M. Kemalettin, Mercan, Mesih Paşa, Molla Fenari, Molla Hüsrev, Muhsine Hatun, Nişanca, Şehsuvar, Rüstem Paşa, Saraçishak, Sarıdemir, Süleymaniye, Sultanahmet, Sururi, Tahtakale, Kaya Hatun ve Yavuz Sinan’da, Eminönü’nü oluşturan ve hepsi birbirinden ünlü mahalleler olarak dikkat çekiyor.
Geçmişi İstanbul'un kuruluşu kadar eski olan Eminönü, İstanbul'un en önemli ve en bilinen tarihi eserlerini de kuşkusuz içinde barındırıyor. Büyük Ayasofya, Küçük Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Süleymaniye Camii, Burmalı ve Örmeli Sütun, Dikilitaş, Beyazıt Meydanı, Bizans döneminde Hipodrom, Osmanlı döneminde Atmeydanı olan bugünkü Sultanahmet Meydanı, Yeni Cami, Kapalıçarşı, Nuruosmaniye Camii, Çemberlitaş, Beyazıt Camii, İstanbul Üniversitesi Merkez binası, Çemberlitaş, Şehzade Camii, Laleli Camii, Mısır Çarşısı, Yerebatan ve Binbirdirek sarnıçları gibi önemli eserler hep Eminönü ilçesi sınırları içinde yer alıyor.
Nasıl ama!.. Her yan, her yön tarih!..
Her işkolundan binlerce dükkanın yer aldığı ve uluslararası bir üne sahip olan Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı, İstanbul'un iki büyük kapalı çarşısı olma özelliği ile Eminönü’nün gün içindeki en hareketli merkezleri ve uğrak yerleri olarak göze batıyorlar. Özellikle turistler bu iki özgün çarşıya büyük bir ilgi gösteriyorlar ve ülkelerine buralardan mutlaka alışveriş yaparak dönüyorlar. Tarihi ve ticari özelliklerinin yanı sıra, İstanbul'un yönetim merkezi de Eminönü'nde yer alıyor.
İstanbul Valiliği, Defterdarlık ve vergi dairelerinin birçoğu bu ilçenin sınırları içinde bulunmakta. İstanbul Üniversitesi'nin birçok fakültesi, sadece İstanbul'da ya da Türkiye'de değil, dünyada da çok iyi tanınan Süleymaniye Kütüphanesi başta olmak üzere Beyazıt, Köprülü gibi kütüphaneler de, yine Eminönü'nü aynı zamanda bir eğitim ve kültür merkezi olduğunu kanıtlıyorlar.
Sultanahmet’i gezerken kolayca görebileceğiniz ve Ayasofya Camii’nin hemen karşısında tramvay yoluna yakın bir yerde bulunan küçük bir anıt var: Milion Taşı!
Romalılar döneminde dikilmiş bu taş, Romalılar tarafından dünyanın merkezini simgeliyordu. Biz de günümüzü gözeterek bu doğruya bir şey daha ekleyelim:
İstanbul bir dünya kenti; Eminönü’de onun başkentidir!