Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir!
Yukarıdaki cümleyi döneminin akıllı bir adamı yine o dönemin akıllı bir girişimcisi olan Henry Ford’a söylemiş!.. Peki kim, niye, ne zaman ve neden böyle söylemiş dersiniz?.. Anlatmakta fayda var…
Eskilere ayna tutarak “Bir zamanlar!”, sözcüğünü de başlık alalım ve konumuz ile gidişata birlikte bir bakalım:
Bir zamanlar…
Bilekten dirseğe kadar uzanan ve böylece gömlekte kirlenmeyi önleyen siyah kumaş bileklikleri olurdu ve cümle muhasebeci, memur, bankacı ve özellikle veznedarlar, masalarında ve bankolarda işte böyle görünerek hesap kitap, kayıt ve işlem yaparlardı. Bunları yaparken de evraklar ve kağıtlar üzerinde sadece mor renkli ve silinmeyen kopya kalemlerini kullanırlardı. Bunlara paralel olarak yazılar daktilo ile yazılır, gerektiğinde daktiloya takılan çok sayılı pelür kağıtlarından da suret çıkarılırdı. Daha da çok suret istenildiğinde alt kopyalar netlik vermediğinden, okunur bir tanesinin üzerine “aslının aynıdır” ibaresi yazılır, üstüne de kurum ya da firmanın damgası vurulurdu.
Bir zamanlar…
Ne fotokopi makinesi, ne bilgisayar, ne internet, ne laptop ne türlü çeşit kalemler ve ne de günümüzdeki kolaylıkları temin eden dijital aygıtlar ve çok gelişmiş hesap makineleri vardı!..
Kısaca, bir zamanlar bu mecra ülkemizde böyleydi. İşin özeti de şu noktaya çıkıyor: Nereden, nereye geldik!..
Artık bütün bu eskimiş işlemler hayal oldu ve biz, günümüzde ultra hızlı gelişen ve kullana geldiğimiz teknolojik aygıtların eşliğinde yepyeni bir dijital hayatın içinde yer alır ve yaşar olduk. Dolayısı ile de bir zamanlar olması mümkün gözükmeyen, şaşırtıcı kimi teknolojik gelişmeler karşısında da, artık “vay canına!” bile diyemiyoruz. Çünkü günümüz insanı neredeyse yıldırım hızıyla yol alan ve giderek değişen teknolojik bir devrimi ve değişimi yaşıyor. Özellikle bilgisayarın şaşırtıcı gelişim eğrisi, hemen bütün güncel elektronik ve teknik aygıtları da bir biçimde etkiliyor.
Şu anda dünyada ve Türkiye’de yoğun biçimde kendini aşan bir diğer teknolojik olgu da, elbette internet. İnternetin dayanılmaz hızı ve işlevi de gün be gün kendini aşarak sürüyor. İnternette, insana ilişkin hemen bütün sosyal menülerin yaygınlığı yanı sıra; giderek gelişen elektronik ticaret, günlük ve global ekonomiyi yönlendirirken; faks sistemleri ve modern iletişim devreleri ile desteklenmiş cep telefonları da, özellikle bankacılık işlemlerindeki yenilikleri oluşturuyor. Dizüstü bilgisayarların hünerlerini ve pratik yaşama kattığı değerleri ise burada tekrar saymaya gerek görmüyoruz.
Kısaca, bir zamanlar hayal edilmesi bile güç olan şeyler, hem gerçek oldu ve hem de bu gerçekler giderek daha da farklı boyutlarda gelişimini sürdürmeye devam ediyor. Çok değil, 15 yıl öncesine kadar kimin aklına, örneğin kredi kartlarının işlevi, cep telefonlarının kolaylığı, internet, bilgisayar ve diğer aygıtların bu hızla gelişebileceği gelirdi ki!.. Ancak aşağıya aldığımız kimi şaşırtıcı örneklerde görüldüğü gibi bir zamanlar mucitler, bilim adamları ve yazarlar da yanıldılar! O dönemlere göre oldukça mantıklı gözüken bu bilimsel yaklaşımların, bir zaman sonra ne kadar şaşırtıcı bir tuhaflığı yedeklediğini de günümüzdeki gerçeklere dokunarak görüyorsunuz.
Özet olarak geçmiş; sosyal ve teknik yönüyle insanlığın geleceğine bir köprüydü ve bu köprünün altından, o günlerden bugünlere çok ama çok sular akıp gitti. Bundan sonra da, daha çok suların akıp gideceğine kesin gözle bakabiliriz. Şimdi gelin, bu vesile ile hep birlikte geçmişte kalan şaşırtıcı bu yorumlara ve düşüncelere bir bakalım:
* “Havadan hafif ve uçabilen makineler imkansızdır.” (Lord Kelvin, İskoçyalı fizik alimi 1897)
* "Uçaklar hoş oyuncaklar. Ama askeri bir değerleri yok." (Mareşal Ferdinand Foch, I.Dünya Savaş’'nda Fransız Orduları Başkomutanı, 1911)
* “Radyonun geleceği yok.” (Lord Kevin, İskoçyalı fizik alimi)
* “Denizaltıların savaşta ne işe yarayabileceğini anlayamadım. En fazlasından mürettebatın boğularak ölmesine sebep olabilir.” (H.G. Welles, yazar 1902)
* “Artık yeni hiçbir bir şey yok. İcat edilecek her şey icat edildi.” (Charles H.Duell, Amerikan Patent Dairesi Başkanı, 1899)
* "Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir." (Henry Ford'un kredi talebi üzerine otomotiv sektörünün geleceği konusunda ekspertiz veren bir banka müdürü, 1903)
* “Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar!.." (Popular Mechanics Dergisi, 1949)
* "İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum." Kenneth Olsen, Digital Equipment Corp.'un başkanı, 1977)
* “ENIAC’ın üstündeki hesap makinesi 19.000 vakum tüpüyle donatıldığına ve 30 ton geldiğine göre, gelecekteki bilgisayarlarda belki sadece 1000 vakum tüpü bulunabilir ve onlar 1.5 ton ağırlığında olabilir.” (Popüler Mekanik Dergisi, Mart 1949)
* “Herkesin evinde bir bilgisayar bulunmasına gerek yok!.” (Ken Olson, 1977, Müdür, Dijital Cihazlar corp.)
* "İnsanların büyük çoğunluğu için tütün tüketimi gayet sağlıklı bir şeydir." (Doktor Ian G. McDonald, Operator, 1963)
* “Ameliyatlarda acının dindirilebilmesi aptalca bir hayaldir. Ameliyatlardaki acı ve bıçak, hastaların zihninde ebediyen birlikte yaşayacak iki kelimedir.” (Dr. Alfred Velpeau 1839, Fransız cerrah)
* “İnsanların aya seyahat edebileceklerini düşünmek, fırtınalı Kuzey Atlantik Okyanusu’nu buharlı gemiler kullanarak geçebileceklerini düşünmek gibidir.” (Dr. Dionysus Lardner 1838, Doğal Felsefe ve Astronomi Profesörü, Üniveristy College, Londra)
* “Ay’a roket göndermek gibi aptalca bir fikir, habis uzmanlaşmanın düşünceye karşı kapıları sımsıkı kapalı hücrelerde çalışan bilimcileri hangi saçma noktalara götürebileceğinin bir örneğidir.” (A. W. Bickerton, 1926, Fizik ve kimya Profesörü, Canterbury College, Yeni Zelanda)
* Gelecekteki bilimsel ilerlemeler ne olursa olsun, insanlık ay’a asla ulaşamayacaktır. (Dr.Lee De Forest, vakum tüpünün mucidi ve televizyonun babası)
* “Paris sergisi kapanınca elektrik ışığı da sönecek ve artık ondan hiç söz edilmeyecek.” (Erasmus Wilson 1878, Oxford Üniversitesi Profesörü)
* “Telefon denen bu aletin o kadar çok eksiği var ki, ona bir iletişim aracı demek ciddiyetten uzaktır. Bu aletin bizce hiçbir değeri yoktur.” (Western Union, dahili memarandum,1876)
* “Nükleer enerjinin bir gün elde edilebileceğine dair en ufak bir gösterge bile bulunmuyor. Bu, atomu istediğimiz gibi parçalayabileceğimiz anlamına gelirdi.” ( Albert Einstein, 1932)
* “Televizyon teknik ve teorik olarak mümkün olsa bile, ben onun finansal ve ticari bakımdan imkansız olduğunu ve geliştirilmesi için çok fazla zaman harcamamak gerektiğini düşünüyorum.” (Lee De Forest, 1926, Amerikan radyo konuşmacısı)
* “Televizyon en geç altı ay içinde piyasadan silinecektir. İnsanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemez." (Daryik F. Zanuck, Twenty Century Fox'un Başkanı, 1944)
Özetlersek, geçmişte ve günümüzde yaşadığımız her an ve olgunun artık değişemeyecek, üstü çizilemeyecek bir tek gerçeği var:
Değişim!..
Daha da derinliklisi ve herkese açık mesajı da şu:
Değiş, geride kalma!..