Mantık, mutluluk ve kediler üstüne paradokslar!..
“Başkaları ile ilgilenirsen, iki ay içinde birçok dost kazanabilirsin. Başkalarının seninle ilgilenmesini beklersen, iki yılda bile tek bir dost kazanamazsın!..”
Çok mantıklı bir görüş…
Yani ne diyor:
Hayata karşı çubuğunu yakıp oturma! Bekleme, hareket geç, çalış, çabala, emekle, araştır, terle, yorul, öğren, düşme, küsme, küstürme, kırma, kırılma, diren, sabret, hedefle, üret, paylaş, lider ol ve böylece hem birçok dost kazan ve hem de hayatın içinde saygıdeğer bir adresin, itibar gören bir namın, bir de hayata damgasını vuran kalıcı izin olsun!..
Şimdi, mantıksal bir başka yaklaşıma da yaklaşalım:
Öğrenciler o yılın ders programında yeni bir ders olduğunu fark ederler. Dersin adı “Mantık”tır ve derse yaşlıca bir profesör girecektir. Nihayet ilk mantık dersi başlar. Öğrencilerden biri de söz hakkı ister:
”Hocam, mantık bize neyi öğretir, anlatır mısınız?”
Profesör, kendisine merak ve şüpheyle bakan öğrencilerine anlatır:
“Mantık dersinin insanların zihnine yaptığını açıklamak biraz güçtür, bunu sizlere bir örnekle açıklayayım. Farz edin ki, bir maden ocağından iki insan çıkıyor. Birisinin üzeri tertemiz, diğerininki ise kir içinde. Bunlardan hangisinin yıkanması gerekir?”
Öğrenciler, hiç tereddüt etmeden yanıtlarlar:
”Elbette, kirlisi!”
Profesör tebessüm eder:
”İşte çocuklar, mantık bu soruya cevap vermeden önce; ‘nasıl olur da bir maden ocağından çıkan iki kişiden birinin üzeri tertemizken, diğerininki kirli olabiliyor diye sorar’, der”.
Vay canına!
Soru, ne kadar mantıklı…
Şimdi de şu maden ocağından çıkıp, “Boş sabun kutusu problemi”nde bir mantık arayalım:
Japon yönetim sistemindeki en hatırda kalır çalışmalardan bir tanesi, Japonya’daki en büyük kozmetik firmalarından birinde yaşanan boş sabun kutusu problemidir. Müşterilerden birisi firmaya, aldığı sabun kutusunun boş olduğu konusunda şikayette bulunmuş.
Bunun üzerine firma yetkilileri hemen üretilip paketlenen sabun kutularını sevkıyat birimine gönderen hattı izole ettiler. Bu sırada bir şekilde bir sabun kutusunun hattan içi boş şekilde geçtiği tespit edildi ve yönetim, mühendislerine derhal bu problemi çözmesi için talimat verdi.
Birinci çözüm şöyle önerildi:
Mühendisler iki kişi tarafından kullanılan yüksek çözünürlükte bir x-ışını cihazı tasarlamak için ciddi uğraş verdiler. Bu sayede hattan geçen bütün sabun kutuları izlenebilecek ve boş olmadıklarından emin olunacaktı.
Bir de ikinci çözüm geliştirildi:
Şirketteki sıradan bir işçi, aynı problemle karşılaştığında, x-ışını, vb. karmaşık şeylerle uğraşmadı, onun yerine farklı bir yol buldu.
Güçlü, endüstriyel bir elektrikli vantilatör alarak hatta doğru yöneltti. Vantilatörü açtığı anda, dolu olan kutular hattan geçerken, boş olanlar hattın dışına doğru savruldu!
Bu da akıllıca ve çok mantıklı!
Yeri gelmişken, “mantık ve mutluluk” üzerine, sevgili kedi dostlarımızın da görüşlerini alalım mı?
Alalım:
Yaşlı kedi, kuyruğuyla oynanan genç kediye sormuş:
“Neden kuyruğunu kovalıyorsun?”
Yavru kedi yanıt vermiş:
“Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım!”
Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:
“Gençken ben de mutluluğun kuyruğumda olduğuna karar vermiştim. Ama şunu fark ettim:
Ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geliyor!..”
İşinize ve daima ileriye bakmak…
Bu düşünce; hayatı kolaylaştırmanın, onu sevmenin de rotası…
Gerçekten, bu da çok mantıklı!..