Sevgisiz hayat anlamsızdır!
Hayatın içinde ve insan ilişkilerinde, kimi zaman her şey her durumda doğru gitmeyebiliyor.
İnsanlar artık nedenleri neyse; birbirleriyle kırılmış, küskün ve tadı bozulmuş anlar içinde yaşamak ya da yaşıyor gibi yapmak ve acılar çekmek zorunda kalabiliyorlar.
Hoş değildir ama insan bu ve benzeri durumlarda, gerilen ve katı bir karşı duruşla, çoğunlukla da egolarını da yedekleyerek kendilerine haklı cilalı bir aynadan bakarlar.
Ancak geçen zaman bu gerilimin enerjisini azaltabiliyor, birbirlerine küskün ve kırgın olanlar bir süre sonra “Nasıl etsek de yan yana gelsek!” diye düşünüyorlar.
Bu da çok doğru ve insani bir tavırdır.
Ne var ki küskünlük sonrası birini, bir şeyleri affetmek galiba pek kolay bir hamle de olamıyor.
O yüzden benzer durumlarda dostlarını, arkadaşlarını, yakınlarını affetmeyi başaranlara ne mutlu!..
Burada yeri gelmişken, konumuza da denk düşen küçük bir hikayeyi bu vesile ile sizlere aktarmak istiyorum. Bu anlatıya; ola ki küskün olanları, kırgın olanları yan yana getirmeye, onları yaklaştırmaya esas anlamlı bir mesaj olarak da bakabilirsiniz:
Bir gün trenle seyahat eden bir yazar, tesadüfen kompartımanda son derece mutsuz ve huzursuz görünen genç bir adamın yanına oturmuş.
Bir süre sonra genç adam, uzak bir hapishaneden yeni çıkmış bir mahkûm olduğunu açıklamış. Mahkûmiyeti ailesine o kadar utanç vermiş ki, ne bir gün ziyaretine gelmişler ne de tek bir mektup yollamışlar.
Ama fakir oldukları için seyahat edemediklerini, cahil oldukları için mektup yazamadıklarını umuyor; her şeye rağmen kendisini affetmiş olmalarını hayal ediyormuş.
Ailesinin işini kolaylaştırmak için kendilerine bir mektup yazıp, tren kasabanın eteklerindeki çiftliklerinden geçerken bir işaret koymalarını söylemiş.
Eğer ailesi kendisini affetmişse, raylara yakın bir elma ağacına beyaz bir kurdele bağlayacaklarmış.
Eğer kendisinin geri dönmesini istemiyorlarsa, hiç bir şey yapmayacaklar, o da trende kalıp batıya gidecek, belki de amaçsız bir serseri olacakmış.
Tren kasabasına yaklaşırken genç adamın heyecanı o kadar artmış ki, pencereden dışarı bakmaya cesaret edemiyormuş.
Kompartıman arkadaşı olan yazar kendisiyle yer değiştirip, onun yerine elma ağacına bakacağını söylemiş.
Yazar bir dakika sonra elini genç adamın omzuna koymuş ve "Şuraya bak!" demiş güleç bir yüzle "Her şey yolunda genç dostum! Bak, bütün ağaç bembeyaz kurdelelerle bezenmiş! "
O anda genç adamın ömrünü törpüleyen tüm zehir zemberek acıları birden dağılmış, kaybolmuş gitmiş, ruhu huzur ve sükunet bulmuş…
Yani dostlarım…
Acılar ve olumsuzluklarla; kırgınlıklarla da bezense hayat ve onun içindeki açmazlarla, küskünlüklerle, kuşkularla da dolu olsa hayat…
Ne olursa olsun yani...
Affetmezseniz, sevemezsiniz…
Sevgisiz hayat ise anlamsızdır ve hiçbir şeye yaramaz.
Goethe’nin bu konudaki muhteşem tanımı da ne kadar ünlüdür:
“Hiç kimse, affettiği zaman olduğu kadar yükselemez!”