Bir yanda paranın sesi, bir yanda hayatın rengi!
Napolyon ne demişti: Para, para, para!
Tercümesi; hayatın içinde her şeyin çözümü ve temini para iledir. Paran yoksa yandın!
Napolyon’u destekleyen bir sözü de notlarımın arasından buldum:
“Evet, kefenin cebi yoktur ama elbisenin cebi vardır!” Kim söylediyse Napolyon’u bile sollamış!
Ama Çinli filozoflar da hemen karşı savunmaya geçiyorlar:
Para ev satın alabilir. Fakat yuvayı değil!
Yatağı satın alabilir. Fakat uykuyu değil”
Saati satın alabilir. Fakat zamanı değil!
Kitap satın alabilir. Fakat bilgeliği değil!
Unvan, mevki satın alabilir. Fakat saygınlık değil!
İlaç satın alabilir. Fakat sağlık değil!
Tercümesi: Para her şey demek değildir! Hayatın parasız da yaşanılası renkleri, ruhu ve şarkıları vardır!
Tam burada konumuza bağlayıcı bir gezi yapalım ve kalabalık bir caddede cereyan eden olayı kenardan birlikte izleyelim:
Genç bir çiftçi hayatında ilk defa New York’a gitmişti. Bu arada gökdelenlerin yüksekliği ve insanların çokluğundan dolayı da şaşkına dönmüştü. Kalabalık bir bulvarda yürürken, birdenbire kulağına aşina bir sesin, bir cırcır böceği sesinin geldiğini zannetti. Hemen durdu ve olası sesi dikkatle dinledi.
Evet! Şaşılacak şey ama gerçekten bu bir cırcır böceğiydi!
Ses, büyük bir mağazanın önündeki çalıların arasından geliyor gibiydi. Bunun üzerine bu büyük çalı kümesine yönelip bakınmaya, dinlemeye başladı. O sırada bir mağaza görevlisi dışarı çıkıp:
"Yardımcı olabilir miyim? " diye sordu.
"Hayır, teşekkür ederim." dedi genç adam.
"Sadece şurada bir cırcır böceğinin sesini duyduğumu sandım."
"Mümkün değil" dedi mağazanın görevlisi, "New York’ta cırcır böceği bulunmaz ki!"
Genç çiftçi buna karşılık cırcır böceğini buluncaya kadar cırlama sesini takip etti, sonunda onu buldu ve eline aldı.
"Tamam işte burada!" dedi.
Genç çiftçi, bu çalının önünden her saat binlerce insanın gelip geçmesine karşılık, cırcır böceğini duyanın bir tek kendisinin olmasına çok şaşırmıştı. Bunun üzerine hemen küçük bir deneme yapmaya karar verdi.
Elini cebine atıp bir çeyrek çıkardı ve onu havaya attı. Paranın kaldırıma vurduğu anda, düşen bozukluğu aramak için yürümekte olan en az 30 civarında yaya birdenbire durdu!
”Vay canına” dedi. “İnanılır gibi değil!”
Psikologlar genç çiftçinin birebir tanık olduğu bu olay için genel bir tanım kullanırlar. Buna “algıda seçicilik” denir ve “belli şeyleri görmek, belli sesleri duymak için kendimizi eğitiriz” anlamına gelir.
Paraya bir kenara koyarak, eğer hayatın içinde farklı şeyleri görmek, farklı sesleri duymak istiyorsak, sanırım burada biz de parasız bir şeyler söyleyebiliriz:
Gökyüzüne bakıp kuşları algılayın.
Kırlara gidip çiçekleri algılayın.
Çocuklara bakıp saflıklarını, güzelliklerini algılayın.
Ağaçlara bakıp dallarını, yapraklarını algılayın.
Hayvanlara bakıp doğallıklarını algılayın.
Denizlere bakıp enginleri algılayın.
İnsanlara bakıp güzelliklerini (ki mutlaka güzel tarafları vardır) algılayın.
Kısaca…
Hayatta algıladığınız sadece para sesi olmasın!
Evet para çok şeydir ama her şey değildir!
Çevrenize kulak verin.
Bakın ne harika, ne güzel şeyler var.
Pardon! Pardon!..
Duymak istiyorsanız, görmek istiyorsanız demek istedim sadece!..