Tek renkte bir hayat
Eğer yürüdüğümüz yolda bir engel yoksa iyi bilin ki, o yol sizi hiçbir yere götürmez!
Hayatta biraz emek, biraz yorulma, biraz tahammül, biraz sınanma, biraz acı; muhtemelen sonuçta başarıya giden yolun rotasına çıkar.
Kolay ve hazır olan; hayatın içindeki renklerin bir zaman sonra tek renge dönmesini getirir.
Renksiz, ruh yorgunu ve tekdüze bir hayatın monotonluğunu hele bir hayal edin!..
Bir gün Avrupa'nın ünlü sanat merkezi kentlerinden birinde gezen çocuğun biri bir vitrinde çok hoş bir tablo görür. Ama tablonun bedeli çok pahalıdır. Çocuk bu tabloyu bir sonraki yıl ablasının doğum günü için almak ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm parası ile galeriye gider.
Şanslıdır ve aradan epey bir zaman sonra geçmesine karşın tablo hala satılmamıştır. Heyecanla içeri girer ve tabloyu bir süre daha tekrar yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur.
"Ablamın doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum. Tüm param da bu kadar!” der.
Ressam bir süre düşündükten ve çocuğu süzdükten sonra resmi paketler ve resmi ona satar. Çocuk paketlenen resmini alır, sevinçle ve teşekkür ederek çıkar.
Galeridekiler adama çıkışırlar:
"Sen ne yaptın! O resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar azıcık bir rakama sattın?"
"Adam cevap verir:
Evet! Ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim?
Günümüzde insanlar belki her şeyin fiyatını biliyor fakat ne yazık ki hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.
Değer bilmek, değerbilir olmak bir erdemdir ve karşılığını yerinde, zamanında hak edene de vermek gerekir.
Bu arada galeriden ayrılarak, bir usta ressam ile öğrencisinin atölyesindeki konuşmalara da kulak verelim:
Öğrenci, çok deneyimli ve usta bir ressamın yanında resim eğitimini tamamlamış. Ressam öğrencisine “son bir sınavın kaldı” diyerek, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını; izleyenlerden de beğenmedikleri yerlere bir çarpı işareti koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş.
Öğrenci birkaç gün sonra meydandaki resmine bakmaya gittiğinde, resmin sayısız çarpı ile işaretlendiğini görmüş.
Sonra da üzüntüyle ustasına gitmiş.
Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış.
Usta ressam resmi tekrar şehrin en kalabalık meydana bırakmasını istemiş. Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş.
Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış!
Sevinçle ustasına koşmuş ve durumu anlatmış.
Usta ressam olayı toparlamış:
"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında hiç resim yapmamış insanlar bile gelip senin resmini karaladı, işaretledi.
İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Oysa yapıcı olmak eğitim ve bilgi gerektirir. O yüzden hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi!..
Gerçekten, insan emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamaz. Emeğini bilmeyenlere sunmamak ve asla bilmeyenlerle tartışmaya girmemek, hayattaki temel ilkelerden biri olmalı.