Altı Numaralı Pastoral Senfoni!
Şu sıralar, tabiatın baharla birlikte büyük bir coşku ve heyecanla uyandığı, hayata ve sıcak yaz akşamlarına doğru kulaçlar atarak koşturmalar vaktinin eşik zamanıdır.
Geride kalan soğukların, karların, tipilerin, ayazların, çamurların, rüzgarların, fırtınaların, lodosların arkasından gelen bahar; bunların üstüne bir canlar şöleni, bir hayat festivali ve bir dünyalar güzellemesi değil midir?
Öyledir ve o yüzden bahar denilince tepeden tırnağa çiçeğe durmuş tekmil ağaçları; kırları, tarlaları, bayırları, bağları, ovaları, dağları, bağları, bahçeleri, papatyalardan erguvanlara tüm çiçekleri; bu yazımın en tepesine baharın renkli doğa bayrağı olarak heyecanla dikiyorum!
Bahar orkestrasıyla hayatın şimdilerde bir kez daha saçlarından yakalandığını; hayatın gülen, sevimli yüzünün renk renk çiçeklerle bezendiğini, yanaklarının al al olduğunu görüyorum ve hiç şaşırmıyorum. Bahar bunu hep yapıyor!
Velhasıl şimdi çiçek vermenin, çiçek almanın, çiçek koklamanın yanı sıra; baharın çıtırdayan gizemli seslerini de duymak, yakalamak, dinlemek, yedeklemek zamanıdır.
“Baharın sesi nedir? Var mı böyle bir şey?” derseniz; ben de size derim ki; “Duymuyor musunuz? Nasıl olur!”
Tam da burada, bir açmazın eşiğine gelip konumuzu bu seslere doğru uçururken, bir anekdotla bu paradoksun kilidini açalım:
Bir kadın var...
Bu kadın frengi hastası ve tam sekiz tane çocuğu var…
Bu çocuklardan üçü sağır, ikisi kör ve biri zeka özürlü…
Ama kadın yine hamile!..
Sizce bu çocuğu doğursun mu, kürtaj mı yaptırsın?
Böyle bir soruya cevap verenlerin tamamına yakını doğal olarak ''Kürtaj '' der değil mi?
Ama kürtaja ''Evet'' dediyseniz; ünlü besteci Beethoven'ı öldürdünüz!..
Duymamak, duyamamak ve müzik konu olduğunda; yaratıcı bir sanatçı için bunun ne kadar korkunç bir olay olduğunu andığımda, aklıma hep bu anektod ve her zaman ünlü besteci Beethoven’in trajik hayat öyküsü geliyor.
1798 yılında Beethoven işitme problemleri yaşamaya başlamıştı. Bu tarihten itibaren 21 yıl boyunca hiç kimseyle iletişim kuramadı. Ancak 1819 yılına gelindiğinde yazarak insanlarla diyalog kurmaya başladı. 21 yıl boyunca çektiği yalnızlığı çok derin acılar yaşamasına neden oldu. Beethoven’in bütün senfonilerini işitme problemi yaşamaya başladıktan sonra bestelemesi de, dikkate değer bir olaydır.
Şimdi, seslere doğru yol alırken, burada Beethoven ve bahar birlikteliğine bir güzelleme yapalım:
Yakın dostlarından biri ile ormanda yürüyüşe çıkan Beethoven, dostuna yol boyunca duyduğu sesleri, büyük bir coşku ve heyecanla anlatmaktadır:
"Dinle bak! Şu dudu kuşu nasıl da güzel ötüyor! Ya şu şırıldayan derenin sesi! Bak; bülbülün sesiyle aynı anda ne kadar muhteşem oluyor! Ya rüzgar okşadığında söğütlerden fırlayan şu sesler! Bu loş yolda şimdi en güzeli en tepedeki dalların hışırtıları. Üstündeki kuşların sesini alıyor musun?
Yolculuk boyunca onu dinleyen dostu, son cümlesinden sonra ona dönüp konuşur:
"Ama dostum, burada hiç ses yok ki!"
"Nasıl olur? "der Beethoven. "Bülbülün sesini bu ağacın altında duymuştum. Guguk kuşları da işte şurada ötüyordu! Sonra burada bıldırcınlar vardı. Ben “Pastoral Senfoni”mi o kuşların sesiyle besteledim!”
"Ama" diye devam eder arkadaşı. "Gerçekten burada hiç kuş sesi yok ki!"
Bir süre duraksar Beethoven. Mahzunlaşır. "Ya!" der, mırıldanarak. "Burada hiç ses yok demek!" "Burada hiç ses yok!"
Daha çok “Dokuzuncu Senfoni”si ile tanıdığımız Beethoven, ömrünün en verimli döneminde bestelediği eserlerini hiç duyamadı. Ortakulağındaki duymasını sağlayan kemiklerin kireçlenip birbirine yapışması, onu tüm seslerden hayatı boyunca yoksun bıraktı. Beethoven'in duyduğu, ama arkadaşının duyamadığı kuşların seslerini eğer merak ediyor ve klasik müziği de seviyorsanız; Beethoven'in “Altı Numaralı Pastoral Senfonisi”nin İkinci Bölümdeki mezurlarda bu sesleri duyabilir ve bu harika seslerle baharı yan yana getirerek baharın inanılmaz seslerini siz de yürekten duyabilirsiniz!
Kaçıp gitmekte olan baharda müziği, sesleri, renkleri ve hayatı yakalamanın zamanıdır!
Duyuyor musunuz?..