Yeni yıla, yeni yazı!
“Kimi; misafir kapıdan girerken sevinir. Kimi; misafir kapıdan çıkarken!”
Siz, bu Portekiz atasözündeki “misafir ve kapı” paradoksundaki felsefeyi harmanlarken; ben de yeni misafirimiz, yeni yıl üzerine bir şeyler yazayım:
Yeni yıl gelince hayata doğal olarak, artık eskilere boş verip, gıcır gıcır bir boyuttan, ufuktaki aydınlık ve beyaz geleceğe bakmak gerekiyor. Çünkü doğrusu bu ve insanın her yeni yılda yeni hedeflere ulaşmak, umutlarını yenilenmek, kabuğundan çıkmak, hayata yeni doğmuş gibi tutunmak fırsatı var.
Adı ne kadar güzel: Yeni yıl!
Kim yeniyi, yeniliği, yeniden’i sevmez ki!..
Geçtiğimiz yıl bu köşeye sayısız yazı, şiir, fıkra ve anekdot yağdı. Bütün okurlarıma, köşemize ilgi gösterenlere bu vesile ile çok teşekkür ediyorum. Zaman zaman yer verdiğim kimi okur yazılarını, bu yıl da yine fırsat buldukça birlikte paylaşmaya devam edeceğiz. Bu cümleden olarak değerli bir ozanımızın yeni yılın kapısı tıklayan çok güzel dizeleriyle bezenmiş bir şiir; Ankara’dan sevgili dostum ve değerli kardeşim Adem Koç’tan geldi. Kendisine bu vesileyle teşekkür ediyor ve yeni yılını kutlayarak, sizlerin de 2009’u “bugün, yarın ve daima” yaklaşımında ve aşağıdaki dizeler eşliğinde karşılamanızı; yıl boyu hayatı sevdiklerinizle sağlık, esenlik ve bu harika duygularla gönülden paylaşmanızı diliyorum:
****
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama,
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi gibi gerin, ‘ohh ne güzel’ yine uyandım diye sevin.
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa, nefes al derin derin,
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle.
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de.
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık,
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa.
Yürü; yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak,
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor.
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun. Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun.
Saklama tabakları, bardakları misafire,
Sizden ala misafir mi var bu dünyada.
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyfe keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının.
Gece evinde, dostların olsun
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun.
Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun,
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Tükenen eski yılın üstünü bu vesileyle çizerken; kendi adıma “2009’da günlerimi, onları uzatmaya çalışarak ziyan etmeyeceğim” demeyi de ihmal etmek istemiyorum.
Siz ne dersiniz?..