Kaz kafalı kaz çobanı
Kazları sever misiniz?
Sicili de kestirmedir: Ördek irisi, şirin kuş. Eti, yumurtası, ciğeri, tüyü ünlü. Evcil olanları uçamazlar, ama bildiğimiz gibi yabani olup uçan kazlar da var.
Duruma göre, “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” sözü ile gururu sözde pek bir okşanır; yeri geldiğinde muhataba göre “kaz kafalı”, ya da “kaz çobanı” deyimiyle de günde üç öğün aşağılanır durur.
Bununla birlikte ben kendi adıma bütün hayvanlar gibi, uçsun uçmasın cümle kazların da çok güzel, çok alımlı, çok renkli ve çok akıllı hayvanlar olduğuna inanırım. Bir köyde ya da kentte; olur a, denk gelip kazlarla iletişim kurarsanız, selamlaşırsanız; bunun ayrıca ne kadar eğlenceli olduğunu da görürsünüz. Severseniz sizinle yarenlik ederler, kızdırırsanız sizi bir güzel kovalarlar!
İstanbul Kadıköy çarşısını bilenler buradaki balıkçıların, manavların, şarküterilerin, kısaca tüm esnafın ve çevrenin maskotu olan sevimli kaz “Rodi”yi mutlaka tanırlar. Yolum ne zaman Kadıköy çarşısına düşse, hemen bu sevgili kaz dostumla mutlaka buluşup kendisine çok sevdiği dereotunu ikram eder; onun ince, beyaz boynunu, portakal renkli gagasını okşayarak karşılıklı söyleşir ve inanılmaz mutlu olurum.
Bir gün yolunuz İstanbul’da Kadıköy çarşısına çıkarsa, “Rodi”yi mutlaka çevrede keyifle dolaşırken ya da bir köşede günlük temizliğini yaparken görürsünüz. Eğer ona dostça yaklaşıp “Merhaba!” derseniz, o da size “Merhaba!” der. Tanışmanız için kendisine küçük bir demet dereotu uzatmanız yeterlidir. Yemesi için onu önüne koyabilirsiniz, teşekkürleriyle kabul eder. Ama eğer onu elinizle yedirirseniz çok daha mutlu olur. Ve bu arada onun turkuaz renkli harika gözlerini yakından görüp; “Tanrım ne kadar güzel!” der; yakın plan bir kaz portresinin harikulade işçiliği karşısında apışıp kalırsınız!..
Bunları Ankaralı okurumuz Necip Aktan’ın bize gönderdiği, kazlara dair ve aşağıya aldığım yazısından esinlenerek anımsadım. Bu vesileyle kazları bir kez daha sevdim, onları bir kez daha sevgiyle, coşkuyla alkışladım. Sonra da ilk buluştuğumuzda, elimden geldiğince bunu Kadıköy çarşının maskotu kaz dostum sevgili “Rodi”ye de bir biçimde anlattım!
Şimdi bu güzel yazıyı sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Bir bakalım, “Kaz kafalı” olmak nasıl bir şeymiş:
Eğer bir şekilde rast getirip izlediyseniz, kazların havada hep "V" şeklinde bir formasyonla uçtuklarını görmüşsünüzdür. Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırmışlar ve sonuçta kazların hiç de "kaz kafalı" olmadıklarını ortaya çıkarmışlar:
"V" şeklinde uçulduğunda, uçan her kuş, kanat çarptığında arkasındaki kuş için, onu kaldıran bir hava akımı yaratıyormuş. Böylece "V" şeklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini %70 oranında uzatıyorlarmış. Yani tek başına gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katlıyorlarmış.
Kıssadan hisse: Belli bir hedefi olan ve buna ulaşmak için bir araya gelen insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erişirler.
Bir kaz, "V" grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü diğer kuşların yarattığı hava akımının dışında kalmış oluyor. Bunun sonucunda, genellikle gruba geri dönüyor ve yoluna bu şekilde devam ediyor.
Kıssadan hisse: Eğer kafamız bir kaz kadar çalışıyorsa; bizimle ayni yöne gidenlerle bilgi alışverişini ve işbirliğini sürekli kılarız.
"V" grubunun başında giden kaz hiçbir hava akımından yararlanamıyor.
Bu yüzden diğerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. Bu durumda en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasındaki kaz lider konumuna geçiyor. Bu değişim sürekli yapılıyor; böylece her kaz grubun her noktasında yer almış oluyor.
Kıssadan hisse: Yaptığınız her işi, yeri ve zamanı geldiğinde başkasına bırakmak gerekiyor. Bu sizin için de iyi, diğerleri için de...
Uçuş hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmek üzere öndekileri bağırarak uyarıyorlar.
Kıssadan hisse: İlerlemek ve yol almak için kimi zaman başkalarının uyarılarına gereksinim duyarız. Bundan alınmamalıyız. Tam aksine, böyle uyarıları takdirle, içtenlikle karşılamalıyız.
Gruptaki bir kuş hastalanır ya da bir avcı tarafından yaralanırsa, düşen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kuş ayrılıyor ve korumak üzere yanına gidiyor. Tekrar uçabilinceye veya ölümüne kadar onunla beraber kalıyor, yaralı kuşu asla terk etmiyorlar. Daha sonra kendilerine başka bir kuş grubu buluyorlar. Hiçbir kuş grubu kendilerine bu şekilde katılmak isteyenleri reddetmiyor.
Kıssadan Hisse: Organize bir ortamda birlikte takım çalışmasının gücü, takım olmanın ruhu ve ilkeleri paylaşım. İşte bunlar ve bu kolektif eğilim, birlikte yol alınan hedefe giden yoldaki başarının en büyük temel taşları...
Netice olarak:
Kazları yazdım,
Kazları okudum,
Kazları anladım,
Hissemi kaptım,
Keyfime baktım!