Yenilenin, yenilmeyin!
Eski ile yeni...
Giden ile gelen...
Bu tanımlar tam da şu günlerin iklimine, ortamına denk düşüyor. Çünkü ne olup bittiğini gördüğümüz eskiyen bir yıl, kozmosun labirentlerinde kaybolup gitti. Yerine ise neler getireceğini henüz bilemediğimiz, sıfır kilometre yepyeni bir yıl koşturup geldi!
Eski ile yeniye bu açıdan dostça bir selam verdikten sonra, şimdi de kimi sözcüklere konumuz adına kendi içlerinde bir iki takla attıralım:
“Güzel ile çirkin, iyi ile kötü, doğru ile yanlış, sevgi ile nefret, hoşgörü ile şiddet, zalim ile adil.”
Bunlar da, insanın çocukluktan erginliğe yol alırken hayatın içindeki duruşuna giderken yüklendiği ve tercih edeceği beşeri eğilimlerinin bir bölümü. İnsanın omurgasını oluşturan bu ve benzeri içsel kavramları daha da çoğaltmak, örneklemek elbette mümkün.
Netice olarak, insan bu eğilimlerden seçtiği karakter bütünlüğü içinde filizlenir, büyür, gelişir ve hayatını öyle yaşar. Sonra da bunların getirisiyle kendi hayatına dilediği anlamda doğru ya da yanlış yön tayini ve tercih yapar.
Olağan bir hayat adına yeğ tutulması gereken kuşkusuz ve özet olarak, her zaman “doğru” ve “güzel” olandır ama, bunun da insanın ruhsal boyutunda egosantirik ve güdüsel bir içsel savaşı vardır. Kimileri bu sanal savaşı hayata ve olaylara daima olumlu bakarak kazanır; kimileri de aksine koşturmalar, inatlaşmalar ve ters davranışların içinde ve ne yazık ki hep kaybeder.
Bir kıssa anlatalım:
Yaşlı büyükbaba dizinin dibinde oturan torunlarına hayata dair ilginç benzetmelerle süslü, eğlenceli, öğüt verici öyküler anlatıyordu. Konuyu dağıtıp, bir ara aralarında şakalaşmaya başlayan sevimli torunlarına dönüp konuştu:
“Dinleyin çocuklar! Size şimdi çok ilginç bir öykü daha anlatacağım. Hazır mısınız?”
Çocuklar hep birden yanıt verdiler:
“Hazırız!”
Yaşlı adam anlatmaya başladı:
"İçimde bir savaş var! Korkunç bir savaş ve bu savaş iki kurt arasında geçiyor!”
Torunlardan biri öne atıldı: “İki kurt mu; aman Allahım!”
“Evet” diye yanıtladı yaşlı adam ve sözlerini sürdürdü:
“Üstelik bu kurtlardan birisi korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve bencilliği temsil ediyor.
Diğeri ise; zevki, huzuru, mutluluğu, sevgiyi, umudu, güzelliği, cömertliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, barışı, anlayışı, hoşgörüyü, merhameti, inancı ve adaleti temsil ediyor.”
Sonra torunlarına dönüp daha yüksek sesle konuştu:
“Çocuklar biliyor musunuz, aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde de sürmeye devam ediyor!”
Çocuklar anlatılanları anlamak için birkaç dakika düşündüler ve sonunda içlerinden biri büyükbabasına dönüp konuştu:
"Peki sizce hangi kurt kazanacak büyükbaba?"
Büyükbabanın cevabı çok kısaydı:
"Siz hangisini beslerseniz, o!"
Güney Afrikalı yazar John Maxwell’in aşağıya aldığım kısa anlatısıyla da; yukarıdaki kıssanın finaline bir uygun halka daha ekleyelim ve yeni yılın eşiğinde hayatı adına rota seçme fırsatını, doğal olarak herkesin kendi kullanma hakkına bırakalım:
“Kanada’nın kuzey bölgelerinde yalnız iki mevsim yaşanır: Kış ve yaz. Özellikle bir bölgenin yollarındaki buzlar erimeye başlayınca yollar çamurlu duruma gelir. Bu yollardan geçen araçların bıraktığı derin izler soğuklar geri geldiğinde buz tutar. Bu ilkel bölgeye kışın girecek olanlar için yol ayrımında şöyle bir uyarı levhası bulunur:
“Sürücü, aracını hangi izi izleyerek süreceğini lütfen iyi seç; çünkü bundan sonraki 100 mil boyunca onun içinde olacaksın!”
Sonuç olarak; siz niye hazırsanız, o da sizin için hazırdır diyelim ve yeni yıl adına ilk parolamızı verelim:
“Yenilenin, yenilmeyin!”