Adam olmak!
1960’lardaki ilk gençlik yıllarımızda bizim kuşağı çok etkileyen, ezberimizden düşmeyen, unutulmaz, harika bir şiir vardı: “Eğer”.
Arılar, böcekler gibi güzel kokan, güzel olan, renkli olan her çiçeğe uçuştuğumuz delikanlılık döneminde, Hintli şair Tagore’un şiirlerinden çok etkilenirdik ama, yine Hindistan’da doğmuş ve orada yaşamış İngiliz yazar ve şair Rudyard Kipling ünlü “İf - Eğer” şiirinden bir başka etkilenirdik.
Bu şiir Ahmet Bağışgil’in muhteşem çevirisi ile ülkemizde yıllarca kitapları, dergileri, kartları ve yaldızlı çerçevelerde sayısız duvarları, değişik mekanları ve nice salonları süsledi.
Anadolu’da bir çok kent ya da kasabadaki kimi dükkan ve mağazaların duvarlarını süsleyen bu güzel şiiri, günümüzde de yaldızlı çerçeveler içinde ve baş köşelerde hala görmeniz mümkündür.
Muhtemelen yaşdaşım bir çok kişi bu harikulade şiiri anımsayacaktır.
Ancak geçip giden yılları, değişen kuşakları ve belki de bu şiiri hiç okumayanları da gözeterek, bir kez de burada hatırlatalım istedik.
İnsan adına gerekli cesaret, azim, sabır ve dayanma gücünü simgeleyen mükemmel duygu ve düşüncelerle örülmüş bu güzel şiirin tadını gerçekten satır satır çıkarmak gerek...
İşte Rudyard Kipling’in ünlü şiiri, “Eğer.” :
***
Etrafındakiler itidallerini kaybettiği ve kabahati de sana yüklediği zaman
Eğer sen itidalini muhafaza edebilirsen;
Bütün insanlar senden şüphelendiği zaman sen kendine güvenebilir
Ve onların şüphelenmelerini de hoş görebilirsen;
Eğer sen bıkmadan, usanmadan bekleyebilir,
Yahut sana yalan söylendiği halde, sen yalan söylemezsen,
Veya senden nefret edildiği halde, sen nefrete kapılmaz,
Bununla beraber ne pek fazla doğruluk, ne de ukalalık taslamazsan,
***
Eğer hülyalara dalabilir, fakat kendini hülyalara kaptırmazsan;
Eğer düşünebilir ama düşüncelerini gaye edinmezsen,
Eğer zafer ve felaket ile karşılaşabilir de,
Bu iki sahtekara, aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer söylediğin hakikati aşağılık insanlar budalaları tuzağa düşürmek için
Tahrif ettiği zaman, onu işitmeğe katlanabilirsen,
Yahut, uğruna ömrünü harcadığın şeylerin yıkılışını seyredebilir
Ve iki büklüm olup, aşınmış aletlerle onları tekrar kurabilirsen;
Eğer bütün kazançlarını ortaya yığıp, kısmetini
Bir defalık yazı-tura oyununa bağlayabilirsen,
Ve kaybedince ilk başladığın yerden tekrar başlayıp
Uğradığın kayıp hakkında ağzından tek kelime kaçırmazsan;
***
Eğer sende kalp, sinir ve adale namına bir şey kalmamışken
Onları işine yarasın diye zorlayabilirsen
Ve içinde onlara “dayan” diye seslenen azminden
Başka bir şey yokken, dayanabilirsen;
Eğer ayak takımı ile düşüp kalkıp, faziletini koruyabilir,
Yahut krallarla dolaşır ve halkla temasını kesmezsen;
Eğer ne dostlar, ne de düşmanlar seni incitip gücendirmezse,
Bütün insanlara itibar eder de hiçbirisi ile aşırı gitmezsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı, kat edilen mesafeye değer
Altmış saniye ile doldurabilirsen,
***
SENİN olur her şey, dünyayı senin olmuş bulursun,
Bundan daha fazlası da var oğlum, ADAM olursun!..