Hayatımız roman!..
Hayat; siz nasıl kumanda eder, nasıl çeşitlendirirseniz ve nasıl isterseniz,
o anlamdaki geçici iskanı ile bir süre emrinize amadedir.
Arada, hayatın içinde kaçınılmaz defoların, beklenmedik dramların, sürpriz sorunların bir yanda; mutlu anların, yaşanılası aşkların ve şansın da bir yanda yer aldığını hatırlamak gerek.
Sonuçta birbiriyle örtüşen bu insani periyotların zincirleme reaksiyonu, aslında hayatı kestirmeden özetleyen bir romanın da temel yapısını oluşturuyor.
Yani sizin de hayatınız mitos geleneğince, aslında gerçekten bir romandır ve
yaşayan da sorumlulukları eşliğinde kendi hayatının romanına elbette kendi imzasını atar.
Sonuçta mesele; hayatınızı süreç içinde kaleme alırken, hayatın içinde neyi ne kadar öğrendiğinizle eş anlamlı bir deneyim kültürüne gelip tosluyor...
Acaba hayatta neleri nasıl öğrendik ve daha neleri nasıl öğrenmeye devam ediyoruz?..
Bir kaç egzersiz örneği ister misiniz?:
Öğrendim ki...
Güven geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika.
Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil, kiminle olduğun önemli.
Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil, kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil, o durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle, her işin sadece iki yüzü var...
Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek. Hangisi son görüşme olacak, bilmiyorsun.
Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkilerin seni kontrol ediyor.
Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar, bir şey yapılması gerektiğinde yapılması gerekeni, koşullar ne olursa olsun yapanlardır.
Öğrendim ki...
Kimi insanlar sizi çok seviyor. Ama bunu nasıl göstereceğini bilmiyor.
Öğrendim ki...
Para, ucuz bir başarı.
Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla, sıkıcı an olmaz.
Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden kimileri, kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir.
Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak, ruhu rahatlatır.
Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar, insanı insan yapmaya yetmez.
Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşların arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da.
Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini de affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın; dünya sizin için dönmesini asla durdurmuyor.
Öğrendim ki...
Her sorun kendi içinde bir fırsat saklar. Ve sorun, fırsatın yanında cüce kalır.
Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığı yıllar sürüyor.
Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde senin hayatını değiştirir.
Öğrendim ki...
“Ben”, “asla”, “kesinlikle”, “hep”, “garanti” sözcüklerine dikkat etmek gerek.
Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar; kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
Öğrendim ki...
Parlayan her şey altın değil.
Öğrendim ki...
“Bittim” dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.
Öğrendim ki....
Öğrenmenin sonu yoktur!
Bitirirken, felsefe çıkınımızdaki kırıntıları da bir toparlayalım:
Hayat oyununda seyirci koltuklarına yan gelip oturmaya heves etme!.. Sahneye ve doruğa çıkmaya çalış!.. Hayat gerçekten bir oyuna benzer. Öğrendiklerinin yanı sıra onun uzunluğu değil, iyi oynanıp oynanmadığı önemlidir çünkü...