Bir adanız var mı?
2006’yı da geriden bırakan dünya, dijital evrim ve teknolojik türbülans eşliğinde geleceğe doğru roket gibi yol alıyor. Ayrıca bu hızlı teknolojik periyodun yanısıra “Adsl”, “Jackpot” “Bluetooth”, “Java Script”, “Online” ve bunun gibi sayısız bir yabanıl sözcükler dizini ile de kuşatılmış, sıkıştırılmış, dayatılmış durumdayız.
Güncel kullanımdaki aygıtlar mikroçiplerle donanmış, bilgisayarlar neredeyse diz üstünden avuç içine geçmek üzere. Kol saatlerinde televizyon izlemeye sadece çeyrek var ve cep telefonlarında her gün, şaşılası bir bilişim kokteyli tüketilirken, ipodlara sıkıştırılmış müzik cangılları almış başını gidiyor. Çevrenize baktığınızda, insanların kulaklarındaki dinleme aygıtları ile yolda, otobüste, lokantada, alışveriş merkezlerinde; aklınıza gelebilecek hemen her yerde adeta yürüyen birer mobil ofis haline geldiğini görüyorsunuz.
Özetle, günümüzde hızla tırmanan dijital teknoloji dilimizi törpülüyor, insan ilişkilerini zedeliyor ve mevcut irtibatları kökünden ve acımasızca çiziyor.
Kuşakların geleceği açısından tüm bu teknolojik değişimlerin kaçınılmaz bir gerçeği de var ve değişime de bir şekilde ayak uydurmak zorundasınız.
Ne var ki insan; arada, bu çipaygıtlar kompleksinde giderek çokken azınlığa,
ya da yalnızlığa düşer oldu. Mekanikleşen toplumlar diğer yandan sevgi, dayanışma, paylaşma, buluşma, görüşme ve empati kültürlerini ne yazık ki giderek yitiriyorlar. Dost ve gönül adaları ya da soluklanacak ormanlar, su başları ve aşklar giderek erozyona uğruyor.
Bir doğa araştırmacısı, dünyayı gezerken Atlas Okyanusu'nun ıssız bir noktasında binlerce kuşun havada çığlıklarla ve keskin daireler çizerek uçtuğuna ve arkasından da trajik bir olaya tanık olur.
Kulakları sağır edecek kadar yüksek sesle çığlıklar atan kuşlardan yorulanlar, okyanusun dev dalgaları arasındaki belirli bir noktaya kendilerini atarak intihar etmektedirler! Üstelik bu olayı yıllar boyunca birçok balıkçı da görmüş ve yine birçok bilim adamı da olayı araştırmış. Dünyanın en önemli kuş bilimcileri yaptıkları incelemelerde, bu göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfettiler; ancak intihar etmelerinin gizemini bir türlü çözemediler. Ama sonunda, trajediye giden bu şaşırtıcı serüvenin eşik noktasına ulaşmayı da başardılar. Kuşbilimciler, aslında burada bir ada olduğunu ve kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu adanın da, bir deprem sonucunda okyanusa gömüldüğünü anladılar!..
İnsanların yokluğunu bile fark etmedikleri bu ada; aslında kuşlar ailesi için göç yollarının vazgeçilmez bir durağıydı. Kuşlar, binlerce yıllık alışkanlıkla ve güdüleriyle adanın yerini biliyorlardı ve uzun ve yıpratıcı bir yolculuktan sonra aradıkları, konakladıkları adayı bulamayınca da, yorgunluktan ve şaşkınlıktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığa ve tam o noktada, okyanusun sularına işte bu nedenle gömüyorlardı!.
Hayatın bizi zorlayan, öteleyen zamanlarında; iş ve sosyal ortamın yıpratıcı ve ruhumuzu hırpalayan kimi anlarında, aslında herkesin işte böyle benzer adalara ihtiyacı var. Başın sevgiyle dayanacağı güvenli bir omuz, soluğun kesilir gibi olduğu anlarda sevgi sözcükleriyle size kucak açacak bir dost; ya da dar alanınızda sorunlarınızı bölüşecek gönüldaşlar olmazsa eğer; işte bu çok fena!
Hayatın bazen zorlu ve dipsiz bir kuyu gibi uzayıp giden göç ve güç yollarında, size daraldığınızda bir yudum taze soluk sunacak, yolunuza sağlıklı, huzur içinde ve sevgiyle bezenerek devam etmenizi sağlayacak bir gönül adanız; adaşınız, dostunuz, arkadaşınız yoksa; aman Tanrım!
Bir gün yerinde bulamazsanız, ille de ulaşmak ve sığınmak için başınızın döndüğü, dengenizi yitirinceye kadar çırpınıp kanat çırptığınız bir ada keşfetme sanatı, hayatın içinde işte bu nedenlerle çok önemli.
Sınırsızca her şeyi paylaşabileceğiniz yakın dostlar, hayatın serüvenlerini birlikte yaşayacak kadar güven duyduğunuz arkadaşlar, size daima erinç ve saadetler verecek bir eş ya da sevgiliniz varsa eğer; o zaman mikro çiplerle de, bilişim çılgınlığı ile de, dominant ve teknolojik patlamalarla da, muhtemelen hayat; işte o zaman daha güzel ve güvenli olabilir!
Ömer AŞICI