Dünyanın En Lezzetli Çorbası!
ÖMER AŞICI

Bir işyerinde, bir ailede herkes bilgisini, çabasını ve yeteneğini dostlarından, arkadaşlarından saklamaz; paylaşır ve emeğini ortaya getirip koyarsa; meydana gelen karışık bir çorba olur! Ama bu çorbanın tadı da, tuzu da tek kelime ile bir o kadar lezzetli olur!
Ancak bütün bunları yapmak için “sihirli bir taşa” ihtiyaç var!
Kaseyi, tabağı, kaşığı nasılsa bulursunuz. Bu devirde sihirli taşı kim, nerede, nasıl bulacak peki?..
O zaman, bu lezzetli çorbanın hikayesini sunmakta da yarar var…

++++

Bir zamanlar ülkenin birinde çok büyük bir kıtlık varmış. Öyle ki, insanlar ellerinde yiyecek namına ne varsa dostlarından ve komşularından bile kaçırırcasına saklıyormuş! İşte bu kıtlık zamanında bir gün, seyyar bir satıcı arabasıyla bir kasabaya gelmiş… Birkaç parça mal satmış ve o geceyi orada geçirip geçiremeyeceğini sağa sola sormaya başlamış. Sordukları,
“Bu kasabada bir lokma bile yiyecek yok! Sen en iyisi yolculuğuna devam et!” demişler.
O da, “Benim ihtiyacım olan her şey yanımda!” demiş ve “Ben aslında taş çorbası yapmayı düşünüyordum!” diye eklemiş... Ardından, arabasından demir bir kazan çıkarmış, suyla doldurmuş ve altını yakmış… Sonra kadife bir keseden yavaş yavaş ve itina ile çıkardığı sıradan görünümlü bir taşı suyun içine bırakmış! Bu arada yemeğin lafını duyanların bir kısmı meydanda toplanmış, bir kısmı da evlerinin pencerelerinden adamı seyretmeye başlamış. Seyyar satıcı ekmeğini suya banıp, ağzına götürdüğünde kalabalığın şüphesi azalmış, fakat açlıkları da artmış! Satıcı yüzünü buruşturarak kendi kendine “Ah, keşke bu çorbanın tadı daha güzel olsaydı! Lahanalı taş çorbasına bayılırdım. Bu çorbayı içmek biraz zor!” demiş.
Kısa süre sonra bir kasabalı yanına yaklaşmış ve saklamış olduğu yerden çıkarttığı lahanayı doğrayıp kazana atmış. “Harika!” demiş satıcı, “Biliyor musunuz? Bir keresinde lahana ve etle daha mükemmel bir taş çorbası yapmıştım. İnanın krallara layıktı!”
Bu kez yörenin kasabı bir parça et getirmiş. Ve sonra kazana diğer kasabalıların da getirdiği patatesler, soğanlar, havuçlar, mantarlar ve envai çeşit sebze eklenmiş… Ta ki, herkesin içmekten müthiş zevk alacağı bir çorba olana kadar!
Meydanda toplananlar harikulade bu çorbayı hep birlikte içtikten ve bitirdikten sonra, taş için seyyar satıcıya yüksek miktarda para teklif etmişler… Fakat satıcı nazikçe reddetmiş ve o geceyi orada geçirdikten sonra ertesi gün yoluna devam etmiş… Kasabalılar o günden sonra, hatta kıtlığın bitmesinden çok sonraları dahi, içmiş oldukları o en güzel ve lezzetli çorbayı hep hatırlamış ve birbirlerine hep anlatır olmuşlar…

++++

Günümüzde işlerinde ve girişimlerinde başarılı olanlar; aslında sihirli bir taşın gücüyle değil; anlaşarak, paylaşarak, bölüşerek, akılla ve inançla işlerini yapanlar, işte bu çorbaya katkısı, tuzu ve emeği olanlardır!..